: Aile Planlaması - Cinsel Sağlık Rehberi, cinsel sağlık, cinsellik, kadın, kadın doğum, kadin, gebe, gebelik, kadin sağlığı, kürtaj, hamile, doktor, klinik, - Blogcu




Cinsel Sağlık Rehberi, cinsel sağlık, cinsellik, kadın, kadın doğum, kadin, gebe, gebelik, kadin sağlığı, kürtaj, hamile, doktor, klinik

Yumurtlama Günlerinin Belirlenmesi - Aile Planlaması Yumurtlama

 Yumurtlama Günlerinin Belirlenmesi - Aile Planlaması Yumurtlama Günlerinin Belirlenmesi

Yumurtlama gününün belirlenmesi için aşağıda anlatılan yöntemler gebe kalmakta zorlanan çiftlerde gebelik oluşumunda yardımcı bir yöntem olarak kullanılabileceği gibi gebelikten korun

mada da kullanılabilir. Ancak bu yöntemlerin gebelikten korunmada tek başına çok etkili olmadığı bilinmelidir. Bu yazı sizin kendi bedensel özeliklerinizi, sizde adet döngüsü boyunca olup bitenleri daha yakından tanımanıza yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır.

Yumurtlama Gününün Belirlenmesinde Kadının Kendi Kendine Kullanabileceği Yöntemler

Salgı İnceleme Yöntemi

Rahimağzından salgılanan mukus (mukus, "kaygan, yapışkan sıvı" anlamına gelir), adet döngüsü boyunca salgılanan hormonların (östrojen ve progesteron hormonları) etkisiyle döngünün farklı günlerinde farklı özellikler gösterir. Bu değişiklikleri anlayabildiğinizde yumurtlama gününüzün olduğu zamanı da doğru bir şekilde belirlemeniz mümkündür.

Günlük kontrollerinizde rahimağzı salgınızın özelliklerini işaret ve orta parmaklarınızı vajinanızın derinliklerine yerleştirerek belirlemelisiniz. Salgının bir kısmını parmaklarınızla toplayıp dışarı alabilirseniz işiniz daha da kolaylaşır.

Bakmanız gereken salgının kıvamı ve esnekliğidir:

Rahimağzı salgısı adet döngüsünün ilk günlerinde yani östrojen hormonunun kanda yükselmeye başladığı zamanlarda yapışkan bir özelliktedir.

Daha sonra kan östrojen hormonu seviyesi yumurtlamanın hemen öncesinde en yüksek seviyeye ulaştığında kaygan ve oldukça esnektir, salgının çektikçe uzadığını görebilirsiniz (üstteki resme bakınız).

Yumurtlama gerçekleştikten sonra salgı yine yapışkan, ancak çektikçe uzamayan özelliklerine geri döner.

Elinize gelen salgı yumurta akı kıvamlı, beyaz-sarı renkli ve baş ve işaret parmaklarınız arasında çektikçe, yani parmaklarınızı birbirinden uzaklaştırdıkça uzama eğilimi gösteren bir özellik taşıyorsa ve vajinanızın "ıslak" olduğunu hissediyorsanız bu, yumurtlamanızın kısa süre önce gerçekleştiğini veya yaklaştığını gösteren en değerli bulgulardan biridir.

Mukusun en bol olduğu ve kıvamının en fazla olduğu gün yumurtlama gününüzdür. Bundan sonra rahimağzı salgınız giderek bu özelliklerini yitirir.

Bazal vücut ısısı ölçme yöntemi

Yumurtlama olduktan sonra vücut ısısı önce hafifçe düşer, progesteron hormonu salgısıyla birlikte birkaç dizyem (derecenin onda biri) yükselir. Bu yöntemi kullanabilmeniz için elinizde bazal vücut ısısı ölçmeye uygun hassas bir termometreniz olmalıdır.


Yukarıdaki resimde bazal vücut ısısının günlere göre değişiminin grafiğe dönüştürülmüş şekli görülmektedir. Yumurtlamanın olduğu 14. gün ısının hafifçe düştüğüne, daha sonra belirgin bir şekilde yükseldiğine dikkat ediniz.

Bazal vücut ısısı ölçme yöntemi gebe kalınabilecek günlerin belirlenmesinde değil, yumurtlamanın olduğu ve böylece gebe kalma ihtimalinizin nispeten düşük olduğu günlerin belirlenmesinde daha çok işe yarayabilir. Bu yöntemi yumurtlamanızın olup olmadığını geriye dönük olarak belirlemek için doktor önerisiyle kullanabilirsiniz.

Vücut ısısının uykusuzluk, ateşli hastalıklar, yorgunluk, stres gibi olaylardan da etkilendiğini ve bu durumlarda arttığını unutmamalı ve bu yönteme çok fazla güvenmemelisiniz.

Yazar: Dr. Kağan Kocatepe

Yorum (yok) Yorum yaz!

Doğum Kontrol Hapları - Aile Planlaması Doğum Kontrol Hapları

Doğum Kontrol Hapları - Aile Planlaması Doğum Kontrol Hapları

Doğum kontrol hapları ya da bilimsel adıyla oral kontraseptifler (OK) tüm dünyada yaygın şekilde kullanılan ve ucuz. basit ve oldukça yüksek etkili ilaçlardır. İçinde hormon olduğunun bilinmesi kadın sağlığı açısından son derece yararlı olduğu bilinen bu ilaç grubu hakkında pekçok yanlış bilgi ve inanışın doğmasına neden olmuştur. Sırf bu yanlış inanışlar nedeni ile pekçok kadın doğum kontrol hapı kullanımından endişe duymaktadır. Yazının tamamını okuduğunuzda bu mucizevi ilaçlar ile ilgili bilimsel gerçekleri bilecek ve anlayacaksınız.

TARİHÇE
Kadında yumurtlamanın engellenmesi ile gebelik arasında ilişki kurulması ilk kez 1900''lü yılların

başında gerçekleşmiştir. Ludwig Haberlandt adlı bir fizyoloji profesörü yumurtlalıklardan elde edilen ekstrelerin üreme potansiyeli ve yeteneğini engelleyebileceğini göstermiş ve 1931 yılında doğum kontrolü için hormonların kullanılmasını önermiştir. Hormonal doğum kontrol yöntemlerinin prensipleri bu dönemde fark edilmesine karşın teknoloji bu olayı destelemek için yeterli olmamıştır. Kadında yumurtalıktan salgılanan ana östrojen olan östradiolün 12 gramını üretmek için 80.000''den fazla dişi domuzun yumurtalıklarının işlemden geçirilmesi teknolojik yetersizliği ifade etmek için yeterlidir. Yine 1 gram progesteron hormonu üretmek için o dönemde 2500 gebe domuzun yumurtalıklarına gerek duyulmaktaydı. 1951 yılına gelindiğinde progesteron hormonu artık sentetik olarak üretilebilir hale gelmiştir. Aynı yıl progesteronu oluşturan karbon moleküllerinden ondokuzuncusunun çıkartılması ile maddenin etkinliğinin daha da arttığı fark edilmiş ve norethindron adı verilen snetetik progesteron bulunmuştur. 1956 yılında insanlar üzerindeki ilk deneyler yapılmış ve kanamanın kotrolü amacıyla doğum kontrol amaçlı kullanılması planlanan ilaçların içinde östrojen olması gerektiği fikri doğmuştur. Bu çalışmaların sonucu 1960 yılında ilk doğum kontrol hapı olan ENOVID piyasaya sürülmüştür. Bu hap günümüzde kullanılan haplar gibi hem östrojen hem de progesteron hormonu içeren kombine bir doğum kontrol hapıydı ancak içerdiği hormon miktarı çok yüksekti. Kombine oral kontraseptiflerin içerdiği hormon miktarı ile etkileri arasındaki ilişki 1970''lere kadar tam anlamı ile anlaşılamadı. Ancak bu yıldan sonra hapların içeridiği hormon miktarlarını azaltmaya yönelik çalışmalar başladı. Ayrıca yine farklı progesteron hormonları geçen zaman içerisinde üretildi. Progesteronlar arasındaki en önemli farklılık istenmeyen etki ortaya çıkartma potansiyelleridir. Geçen zaman içinde doğum kontrol haplarının hem içerdiği östrojen miktarı düşürüldü hem de progesteron içeriği değişerek istenmeyen yan etkilerin görülme sıklığı ve şiddeti azaltıldı.

Doğum kontrol haplarında amaç en az hormon kullanarak en etkili doğum kontrolünü sağlamaktır. Günümüzde kullanılan hapların hormon içeriği ilk kullanılan atalarının yarısından bile daha düşüktür.

İÇERİK

Östrojen
Kadın yumurtalıkları tarafından salgılanan ana östrojen olan Estradiol en güçlü doğal östrojendir. Estradiolün doğum kontrolünde kullanılmasının önündeki ana engel ağızdan alındığında mide içinde hemen özelliini ve etkinliğini kaybetmesidir. 1938 yılında östradiolün 17 karbon atomuna bir etinil grubu eklendiği taktirde ağızdan alındığında etksini yitirmediğinin fark edilmesi doğum kontrol haplarının gelişiminde dönüm noktası olmuştur. Etinil östradiol adı verilen bu kimyasal bileşik günümüzde de doğum kontrol haplarında kullanılan ana östrojen hormonudur. Etinil östradiol çok güçlü bir östrojendir.

Etinil östradiolün etkisi kişiden kişiye ya da toplumdan topluma değişiklik gösterir. Hatta etki aynı kişide değişik zamanlarda bile farklılık gösterebilmektedir. İşte bu nedenden dolayı aynı doz bir kişide yan etkiler ortaya çıkartabilirken diğerinde hiçbir şey olmayabilir.

Doğum kontrol haplarının ciddi olabilecek yan etkileri içerdikleri etinil östradiol miktarına bağlıdır. Bu nedenle doğum kontrol hapı seçerken östrojen dozu önemli bir kriterdir.

Progestin
Kelime anlamı olarak gebeliği destekleyici anlamına gelen progesteron yumurtlama sonrası yumurtalıkta kalan ve korpus luteum adı verilen bölümden salgılanan bir hormondur. Görevi kabaca gebeliğin düşükle sonuçlanmadan devamını sağlamaktır. Progesteron benzeri etki yapan maddeler ise progestin olarak adlandırılırlar. Progesteron vücutta asıl olarak kolesterolün testosterona ve testosteronun da progesterona dönüşmesi ile üretilir. Erkeklik hormonu olan testosteronun yapısında bulunan karbon atomlarının değiştirilmesi ile progesteron benzeri etki gösteren progestinler elde edilir. Doğum kontrol haplarının ilk zamanlarında kullanılan progestinlerin testosteron benzeri etkileri tam olarak ortadan kaldırılamadığı için tüylenme, kilo artışı gibi yan etkiler sıkça görülmekteydi. Bu etkilerin uzun dönemde kalp damar hastalıklarına yol açacağı endişesi yeni ve testosteron benzeri etkileri daha az ya da olmayan progestinlerin üretilmesi için araştırmacıları tetikledi. Bu araştırmaların sonucunda yeni kuşak progestinler olarak adlandırılan maddeler doğum kontrol haplarının içeriğinde yer almaya başladı. Desogestrel, gestoden ve norgestimat isimli bu progestinler yeni kuşak olarak adlandırılmaktadır ve günümüzde düşük içerikli pekçok doğum kontrol hapının içinde progestin olarak bunlar bulunmaktadır.

DOĞUM KONTROL HAPLARININ TÜRLERİ
Doğum kontrol hapları her bir hapın içerdiği hormon miktarına göre multifazik ya da monofazik olarak iki gruba ayrılır. Monofazik olanlarda bir kutu içindeki her bir hapın içerdiği hormon miktarı birbirinin aynısıdır. Bir başka deyişle her hap birbiriyle eştir. Multifazik ilaçlarda ise ilk 7 hapın içeriği aynı, sonraki 7 hap farklı ve yine takip eden 7 hap farklı dozlarda hormon içerir. Multifazik hapların üretilmesinin altında yatan mantık kullanımın ilk dönemlerinde daha az kanama bozukluğuna yol açmak ve daha düşük metabolik değişikliğe neden olmaktır. Oysa yapılan çalışmalar multifazik ve monofazik ilaçlar arasında bir fark olmadığını göstermektedir. Bu nedenle günümüzde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en sık olarak monofazik ilaçlar reçete edilmektedir.

NASIL ETKİ EDER, GEBELİKTEN NASIL KORUR?
Normal bir adet döngüsünde beyindeki hipofiz bezinden salgılanan FSH isimli hormon yumurtalıkları uyararak içinde yumurta hücresi içeren folikül adı verilen yapıların gelişmesini sağlar. Her ay belirli sayıda folikül FSH etkisiyle gelişmeye başlar ve bunlardan sadece biri baskın hale gelerek gelişimini devam ettirir.Gelişmekte olan folikül östrojen hormonu salgılar. Salgılanan östrojen hipofiz bezi üzerinde negatif etki yaparak FSH salınımını baskılar. Yani önce FSH artıkça östrojen artar ve artan östrojen FSH''yı azaltarak yeni folikül gelişmesini engeller. Gelişen baskın folikül belirli büyüklüğe ulaştığında bu kez hipofizden LH adı verilen hormon salgılanır ve bu yumurtlamayı sağlar. Daha sonra ise yumurtalıklardan progesteron salgılanmaya başlar.

Östrojen ve progesteron içeren kombine doğum kontrol hapları hipofiz üzerinden FSH ve LH salgılanmasını etkileyerek yumurtlamayı engeller. Doğum kontrol haplarının asıl etkisi progesteron üzerinden olur. Progesteron LH salgısını baskılayarak yumurtlama olmasını engeller. Östrojen ise FSH salgılanmasını baskılayarak folikül gelişimi olmamasını sağlar.

İlk paragrafa yeniden göz atacak olursak, normal bir adet döngüsünde östrojen artınca FSH, progesteron artınca LH azalmaktaydı.Biz östrojen ve progesteronu dışarıdan vererek bu etkiyi sağlamaktayız.

İlacın içindeki östrojen dozu folikül büyümesini baskılamada yetersiz kalsa bile progesteron içeriği yumurtamayı engellediğinden etkili bir koruma sağlanır. Yumurtlama olmayında döllenecek yumurta ortamda bulunmayacağından gebelik oluşmayacaktır.

İlaç içindeki östrojenin bir diğer etkisi de rahim içini döşeyen ve endometrium adı verilen zar tabakasının dengede kalmasını sağlayarak düzensiz kanamaları engellemesidir. Progesteronun etkisini arttırmak için de östrojen gereklidir.

Öte yandan ilacın içindeki progesteron endometrium tabakasının yapısında değişikliğe neden olur. Değişime uğrayan endometrium embryonun yerleşmesi ve büyümesi için elverişsiz bir ortamdır. Progesteron aynı zamanda fallop tüplerinin hareketini bozar ve yumurtanın tüplerden geçiş süresini değiştirir. Yine rahim ağzından gerçekleşen salgıda değişikliğe neden olarak spermlerin bu salgı içinde ilerlemelerini güçleştirir.

Görüldüğü gibi doğum kontrol hapları birden fazla etkiyle gebeliği engelemektedir Ancak asıl ve temel etki yumurtlamanın engellenmesidir.

YENİ DÜŞÜK DOZ DOĞUM KONTROL HAPLARI
Doğum kontrol hapları ilk kez kullanıma girdiğinde içerdikleri östrojen miktarları çok yüksekti. Aynı zamanda progestin içeriğinin erkeklik hormonu olan testosterona benzer yan etkileri oldukça fazlaydı. Zaman içerisinde yeni nesil progestinlerin geliştirilmesi ile bu yan etkiler bertaraf edildi. Ancak yüksek doz östrojenin bulantı kusma gibi basit yan etkilerinin yanı sıra damarlarda pıhtılaşma ve bu pıhtının dolaşıma geçerek kalp ve beyin damarlarını tıkaması gibi ölümcül olabilecek yan etkilerinin olduğu bilinmekteydi. Bu amaçla hapların etkinliğini azaltmadan içeridkleri östrojen miktarını azaltmaya yönelik araştırma ve incelemeler hızla yayıldı. Bu araştırmaların sonucunda doğum kontrol haplarının östrojen içeriğinde giderek bir azalma sağlandı.

İlk çıkan eski kuşak doğum kontrol hapları 50-80 mikrogram östrojen içermekteydi. Bu oldukça yüksek bir östrojen miktarıdır. Daha sonra sırasıyla 35 ve 30 mikrogram östrojen içeren preparatlar piyasaya sürüldü. Günümüzde ise piyasada en fazla reçete edilen ilaçlar 20 mikrogram gibi oldukça düşük sayılabilecek miktarlarda östrojen hormonu içermektedirler. Bu düşük miktara rağmen gebelikten koruma etkisinde en ufak bir azalma söz konusu değildir. Halen 15 mikrogram östrojen içeren haplar ile ilgili çalışmalar devam etmektedir ve yakın bir gelecekte bu haplar piyasada yerini alacaktır.Genel olarak 30 mikrogram ve daha az miktrda östrojen içeren doğum kontrol hapları düşük doz doğum kontrol hapları olarak adlandırılırlar.

Düşük doz hapların en önemli avantajı östrojen bağlı yan etki görülme olasılığının en aza indirilmesidir. Ancak düşük dozun bir dezavantajı vardır. Östrojen dozu azaldıkça endometrium üzerindeki dengeleyici etki de azaldığından hap kullanımı sırasında lekelenme tarzında ara kanamalar görülebilir. Bu durum ilaç kullanmaya devam edildiğinde 3-4 kutu sonra ortadan kalkar. Daha uzun süre devam etmesi durumunda ise bir üst doza geçmek gerekebilir.

Günümüzde ülkemiz de dahil olmak üzere pek çok değişik marka doğum kontrol hapı eczanelerde satışa sunulmuştur. Şu anda satılan ilaçlar 20 ile 50 mikrogram arasında hormon içermektedir. Üstelik bu ilaçlar doktor reçetesine gerek olmadan satın alınabilmektedir. Doğum kontrol hapı almak amacıyla eczaneye giden bir kişi eczacının tercihine göre hap alıp kullanmaya başlamaktadır. Bu sakıncalı olabilecek bir durumdur.

HAP SEÇİMİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?
En basit ağrıkesiciden en komplike kanser ilacına kadar kullanılan her ilacın potansiyel yan etkileri vardır. Yine her ilacın kullanılamayacağı kontraendikasyon olarak tanımlanan sakıncalı durumlar söz konusudur. Bu nedenle hangi ilaç olursa olsun doktor önerisi olmadan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır. Daha önce de belirtildiği üzere östrojen söz konusu olduğunda aynı miktarda östrojen farklı kişilerde, hatta aynı kişide dönemden döneme farklı etki gösterebilir. Bu nedenle doktor önerisi olmadan doğum kontrol hapı kullanmak uygun bir davranış şekli değildir.

İstenmeyen gebeliklerden korunmak için doğum kontrol hapı kullanmaya karar verdiğinizde jinekoloğunuz sizi muayene edip gerekirse bazı incelemeler yaparak size en uygun dozdaki hapı önerecektir. Doğum kontrol hapları sadece gebelikten korunmak için kullanılmaz. Pekçok jinekolojik patolojinin tedavisinde de doğum kontrol hapı yaygın şekilde kullanılır. Değişik patolojilerin tedavisinde farklı miktarda östrojen içeren ilaçlar gerekli olabilir. Bu nedenle mutlaka jinekoloğunuzun önerdiği doğum kontrol hapını kullanmalısınız.

DOĞUM KONTROL HAPININ AVANTAJLARI NELERDİR?
Düzenli kullanıldığı taktirde çok yüksek etkinliğe sahip yan etki oranı düşük geri dönüşlü bir yöntem olması en önemli avantajıdır. Bunun yanısıra kadın sağlığı açısından pek çok olumlu etkisi vardır. Düzenli kullanım sonrası bazı kanser türlerine karşı koruyuculuk sağlar. Adet kanamalarıı düzene sokması bir diğer avantajdır. Doğum kontrol hapı kullanırken adet kanaması uygun olmaya bir güne denk gelecekse hap kullanımına ara vermeden devam ederek bu dönem atlatılabilir. Adet kanamasının zamanının ayarlanabilmesi önemli bir avantajdır.

DOĞUM KONTROL HAPININ DEZAVANTAJLARI NELERDİR?
Düzenli alınmasının gerekmesi ve yüksek oranda hasta uyumu gerektirmesi en önemli dezavantajıdır. Yöntemin başarısı kişinin kullanımına bağlıdır. Özellikle ağzıdan ilaç almayı sevmeyen ve hap almayı unutabilecek dalgın yapıdaki kişiler için uygun bir yöntem olmayabilir. Cinsel yönden bulaşabilen hastalıklara karşı etkili bir koruma sağlamaması özellikle çok eşli kişiler için bir dezavantaj olarak kabul edilebilir.

Yazar: Dr. Alper Mumcu

Yorum (yok) Yorum yaz!

Doğum Kontrol Yöntemleri - Aile Planlaması Doğum Kontrol Yönteml

 Doğum Kontrol Yöntemleri - Aile Planlaması Doğum Kontrol Yöntemleri

* Doğum Kontrol Hapları(Oral Kontraseptifler)
* Rahim içi Araç(RIA)
* Erkek Kondomu
* Kadın Kondomu
* Diyafram
* Spermisidler
* Depo-Provera
* Norplant
* Doğal Aile Planlaması
* Laparoskopi ile Tüplerin Bağlanması
* Vazektomi

Doğum Kontrol Hapları (Oral Kontraseptifler)
Doğum kontrol hapları (oral kontraseptifler), gebeliği önlemek için hormonların kullanıldığı doğum kontrol yöntemleridir. İlaçların içindeki sentetik kadınlık hormonları, kadınların doğal hormon düzeylerini değiştirerek her ay yumurtalıklardan yumurta salınımını engeller. Serviksten daha az mukus salgısı olur, böylece spermler kolaylıkla rahim içine giremez. Ek olarak, rahim içi dokusu incelir bu nedenle döllenmiş yumurtanın rahim içinde kalması zorlaşır.
En sık kullanılan haplar "kombine" haplardır. Bunlar sentetik iki hormon içerirler; östrojen ve progesteron. Sadece progesteron içeren haplar da vardır (mini-pill), ancak etkinlikleri daha azdır.

Haplar nasıl kullanılır?
Kombine haplar genellikle 21 haplık paketler halinde bulunur. 28 hap içeren paketleri de vardır. Siz ve doktorunuz tarafından hangisinin size uygun olduğuna karar verilir. Doktorunuz size, ya adetinizden sonraki ilk Pazar günü ya da adetinizin ilk günü hapa başlamanızı, sizin de tercihinize göre önerecektir. Eğer 21 haplık bir paket kullanıyorsanız; 3 hafta, günde 1 hap alınacak, 7 gün ara verilecek, tekrar yeni bir pakete başlanacaktır. Eğer 28 hap

lık paket kullanıyorsanız; 4 hafta boyunca her gün bir hap alınacak, daha sonra ara vermeden ikinci pakete başlanacaktır. Son yedi hap, doğum kontrol amaçlı değildir. Sadece size her gün ilaç içme alışkanlığı kazandırmak içindir. Hapları her gün aynı saatte almaya çalışmak önemlidir. Adetiniz genellikle son hormon içeren haptan sonra başlayacaktır. Bazı antibiyotikler doğum kontrol haplarının vücudunuzda çalışmasını etkileyebilir. Eğer antibiyotik alıyorsanız doktorunuza söyleyin. Antibiyotik kullanırken ek bir doğum kontrol yöntemine ihtiyaç duyabilirsiniz.

Eğer hap almayı unutursam ne olur?
Eğer hap almayı unutursanız düzensiz adet kanaması görebilir ve gebe kalabilirsiniz. Eğer bir hap almayı unutursanız, hatırladığınız anda hapı içmelisiniz ve bir sonraki hapı her zamanki saatinde almalısınız. Arka arkaya iki hap almayı unutursanız, iki gün, günde iki hap içip daha sonra günde bir hapla devam ediniz. Eğer üç veya daha fazla gün hap almayı unuttuysanız, hapları kesiniz ve bir sonraki adet dönemine kadar başka bir doğum kontrol yöntemi uygulayınız. Beklediğiniz günde adet görmezseniz, doktorunuza danışınız. Eğer iki veya daha çok hap almayı unuttuysanız ve adet döneminiz geçtiyse hamile kalmış olabilirsiniz. İlaçlarınızı kesiniz ve gebe olmadığınızdan emin oluncaya kadar başka bir doğum kontrol yöntemi uygulayınız.

Çocuk sahibi olduktan sonra ne zaman doğum kontrol haplarına başlayabilirim?
Eğer bebeğinizi emziriyorsanız, emzirmeniz düzene girene kadar doğum kontrol hapları kullanmamalısınız. Bu doğumdan sonra ortalama 4 - 6 hafta alır .Daha sonra düşük dozlu bir hap veya sadece progesteron içeren hapları kullanmak mümkündür. Doktorunuzla haplara ne zaman başlayabileceğinizi konuşun. Emzirme kesin bir korunma yöntemi değildir, bu nedenle doğum kontrol haplarına başlayıncaya kadar başka bir doğum kontrol yöntemi uygulanmalıdır. Bu dönemde kondom veya spermisidler kullanılabilir.

Faydaları nedir?
En önemli faydası etkili bir doğum kontrol yöntemi olması ve seks hayatınızı kesintiye uğratmamasıdır. Doğum kontrol hapları; rahim ve yumurtalık kanseri, yumurtalık kistleri, romatoit artrit ve dış(tubal) gebelik risklerini azaltır. Aynı zamanda adetleriniz düzenli, daha hafif ve ağrısız geçer. Genellikle, doğum kontrol haplarına başlamadan önce jinekolojik bir problemi olmayan kadınlar, kullanım süresine bağlı olmaksızın hapları bıraktıktan sonra gebe kalmakta bir zorluk yaşamamaktadırlar. Haplara bağlı özel bir problem yaşanmadığı sürece, haplara ara vermenin bir avantajı yoktur. Gebe kalmaya karar verdiğiniz zaman, hapları bıraktıktan sonra en az iki adet dönemi geçmesine kadar beklemeniz önerilmektedir.

Dezavantajları nedir?
Doğum kontrol hapları kullanmanın bir dezavantajı, her gün alınmalarının gerekliliğidir. Doğum kontrol hapları kullanırken şu problemlerle karşılaşabilirsiniz:

• Başladıktan sonra ilk birkaç ay düzensiz kanamalar
• Bulantı-kusma
• Kilo alımı
• Göğüslerde şişlik
• İştah artması
• Depresyon
• Baş ağrısı
• Adet miktarının azalması veya olmaması
• Kan basıncında artış
• Uyuşukluk

Doğum kontrol hapı kullanıp sigara içen kadınların, özellikle 35 yaş üzerinde, kalp hastalığı ve kan pıhtılaşması gibi ciddi problem riskleri artmıştır. Kalp hastalığı kalp krizine neden olabilir. Kan pıhtılaşması, bacak ağrısı, şişlik veya göğüs ağrısına neden olabilir. Hapları almaya başladıktan 3 ay sonra kan basıncınızı kontrol ettiriniz. Eğer doğum kontrol hapları kullanıyorsanız, sigara içmemelisiniz. Doğum kontrol hapları, AİDS gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korumaz. AIDS''den korunmanın tek güvenli yolu lateks kondomlardır.

Ne zaman doktoru aramalıyım?
• Bacak ağrısı veya şişlik
• Görme kaybı veya çift görme
• Düzensiz kanamalar
• Olağandan daha fazla baş ağrısı
Bu durumlarda doktorunuzu aramalısınız.

Rahim içi Araç (RIA)
Spiral veya halka olarak da isimlendirilen Rahim İçi Araç (RIA), uzman hekim tarafından doğum kontrol amacıyla rahim içine yerleştirilen bir alettir. Rahim içinde 1 - 5 yıl kalabilir. Genellikle ucunda ip bulunan plastik veya metalden yapılmıştır. Bazı RIA''lar bakır veya progesteron hormonu içerir. RIA; üreme organlarının fiziksel çevresini değiştirerek gebeliği engeller. Bu değişiklikler yumurtanın döllenmesini veya rahim içine yerleşip gelişmesini engeller. Pelvik enfeksiyonlarla olan ilişkisi nedeniyle, RIA kullanımında tartışmalar olmuştur. Eğer yoğun adet kanaması yaşamışsanız, üreme organlarından herhangi birine ait (yumurtalık, rahim, tüpler) bir enfeksiyon veya dış gebelik öykünüz varsa doktorunuzla RIA kullanma riskleri konuşmalısınız.

Nasıl Kullanılır?
Uzman hekim tarafından rahim içine yerleştirilir. Genellikle gebelik ihtimalinin çok az olduğu, rahim ağzının hafifçe açıldığı dönem olduğu için adet döneminde takılır. Takılması birkaç dakika alır. Takıldığı zaman kramp tarzında ağrı hissedebilirsiniz. Takma sırasında hissedebileceğiniz rahatsızlığı engellemek için lokal anestezi uygulanabilir. RIA takıldıktan sonra birkaç ay sonra, RIA''nın rahim içinde olduğundan emin olmak için, ipini sık sık kontrol ediniz. Aynı zamanda her adet döneminden sonra da ipini kontrol ediniz. Bunu parmağınızı vajen içine sokarak, serviks yakınında ipi hissederek yapabilirsiniz. İpi hissettiğiniz sürece RIA normal pozisyonundadır ve gebe kalma ihtimaliniz çok azdır. Eğer sert plastiği hissederseniz, RIA doğru yerinde değildir. Değiştirmek için hekiminize başvurmalısınız. İlk birkaç ay içinde RIA siz farketmeden çıkmış olabilir. Bu nedenle ilk aylarda her ilişki öncesi RIA''yı kontrol ediniz veya emin olmak için geri çekilme yöntemini kullanınız. RIA, 1 - 5 yıl kullanılabilir. Genellikle progesteron içeren RIA''lar 1 yıl sonra değiştirilir. Bakır içeren RIA''lar 5 yıl kullanılabilir.

Faydaları Nedir?
* %97 etkili gebelikten korunma yöntemidir.
* İlişkiyi kesintiye uğratmaz.
* Tipine bağlı olarak 1 - 5 yılda bir değiştirilir.

Riskleri Nedir?
RIA kullanırken bazı problemlerle karşılaşılabilir; bunlardan bazıları ciddi olabilir. En sık görülen aşağıdaki problemlerden ilk ikisidir:
• Genellikle birkaç ay adet miktarında ve kramplarda artma
• Adet dönemleri arasında lekelenme tarzında kanama
• Pelvik enfeksiyon (PID) riskinde artma, infertiliteye neden olabilir.
• Farketmeden RIA''nın düşmesi beklenmedik gebeliğe neden olabilir.
• RIA rahim duvarına gömülebilir.
• Rahmin delinmesi, iç organlara zarar verebilir, iç kanama yapabilir.
• RIA kullanırken gebelik oluşursa dış gebelik (tubal) ve düşük riskinde artma

Ne zaman doktorumu aramalıyım?
• İpi hissedemezseniz,
• Kötü kokulu vajinal akıntı,
• Özellikle ilişki sırasında ciddi, beklenmedik karın ağrısı,
• Nedeni belli olmayan ateş,
• RIA varken gebelik oluşabilir,
• Çıkarılmasını isteyebilirsiniz. Bu gibi durumlarda doktorunuzu aramalısınız.

Diyafram
Vajinal diyafram, bir halka üzerine geçirilmiş yumuşak bir kauçuktur. Kadınlar için doğum kontrol amaçlı bariyer yöntemdir. Cinsel ilişki öncesi, bir miktar spermisid ile birlikte vajene yerleştirilir. Diyafram, serviksi kep gibi örter. (Serviks rahmin giriş kısmıdır.) Diyafram spermisidi serviks üzerinde tutar, böylece spermleri öldürüp, gebeliği engeller. Diyaframlar değişik tip ve büyüklüktedir. Hangi diyaframın size uygun olduğu doktorunuz tarafından belirlenir.

Nasıl Kullanılır?
Cinsel ilişkiden 3 saat öncesine kadar diyafram vajene yerleştirilebilir. Her kullanım öncesi, diyafram ışığa tutularak delik, yırtık veya zayıflamış yeri olup olmadığı kontrol edilmelidir. Yerleştirmeden önce içine ve kenarlarına spermisit içeren jel sürülmelidir. Takma pozisyonunuzu kendi tercihinize göre belirleyebilirsiniz. Kibarca vajen dudaklarını aralayın. Diyaframı ikiye katlayın, kubbe kısmı aşağı gelecek şekilde yerleştirin. (Zorluk çekerseniz plastik yerleştirici kullanabilirsiniz.) Halkanın arka kısmı serviksin arkasına, ön kısmı pubis kemiğinin üst kenarına gelecek şekilde diyaframın pozisyonu ayarlanır. Diyaframın serviksi tamamen örttüğü kontrol edilmelidir. Bunu işaret parmağınızı kubbenin üzerine bastırıp altında serviksi hissederek veya çepeçevre halkayı parmağınızla takip ederek yapabilirsiniz. Cinsel ilişkiden sonra 6 - 8 saat diyafram çıkarılmamalıdır. Bu sayede spermisidin tüm spermleri öldürmesi sağlanır. Eğer 6 saat içinde ilişkiye girecekseniz diyaframı çıkarmayın. Plastik aplikatörü kullanarak vajene bir miktar daha spermisid sıkın. İşaret parmağınızla halka kısmından tutarak diyaframı çıkarabilirsiniz. Her kullanımdan sonra yıkayın kurulayın ve kuru olarak saklayın. Takmadan ve çıkarmadan hemen önce idrar boşaltılması, enfeksiyon riskinin azaltılması açısından önemlidir. Her 1 - 2 yılda bir diyafram değişilmelidir.

Faydaları Nedir?
• Düzgün kullanılırsa en güvenli (%90 - %98) bariyer doğum kontrol yöntemlerindendir.
• Cinsel yolla geçen hastalıkların riskini azaltır. Erkek partnerin lateks kondom kullanması AIDS riskini daha fazla azaltır.
• Tekrar kullanılabilir ve nispeten ucuzdur.
• Küçüktür ve kolay taşınır.

Dezavantajları nelerdir?
• Uzman bir hekim tarafından reçete edilmelidir.
• Düzgün kullanılmazsa rahatsızlık ve idrar yolu enfeksiyonu yapabilir.
• Bazı durumlarda kauçuk veya spermisid allerjisi, kaşıntı, yanma ve kızarıklık yapabilir.
• Gebelik, düşük, pelvik cerrahi veya aşırı kilo alıp vermelerde uzman hekim tarafından tekrar muayene edilip, diyaframın değiştirilmesi gerekebilir. Diyaframın büyüklüğü değiştirilip uygun boy seçilmesi gerekebilir.
• Bazı kadınlar vücut yapılarındaki değişikliğe bağlı olarak diyafram kullanamayabilirler. (Örneğin; doğum yapanlar.)
• Nadiren rahatsızlık verebilir.

Spermisidler
Doğum kontrol yöntemi için kullanılan, spermleri öldüren kimyasal maddelerdir. Köpük, jel, krem formları vardır. Cinsel ilişki öncesi vajene yerleştirilir. Spermler, rahime ulaşmadan spermisidlerce öldürülür. Çok güvenilir bir yöntem değildir. Diyafram ve kondomla kombine kullanılırsa gebelik olasılığı iyice azalır.

Nasıl kullanılır?
Cinsel ilişkide yaklaşık 30 dakika önce spermisid vajene yerleştirilir. Aplikatörle uygulanarak mümkün olduğunca vajinanın derinine yerleştirilmelidir. Rahim ağzını kaplaması gerekir. İlişkiden sonra vajenin 6 - 8 saat yıkanmaması gerekir.

Yararları nelerdir?
• Bariyer yöntemlerinden biri ile kombine kullanılırsa %90 - 97 oranında gebeliği önler.
• Kullanımdan önce doktor muayenesi ve reçete gerektirmez.
• Pahalı değildirler.
• Vajinanın kayganlaşmasına yardım ederler.

Dezavantajları nelerdir?
• Tek başına kullanıldıklarında %75 - 80 oranında gebeliği önlerler.
• Spermler üzerine öldürücü etkisi geçicidir. Yerleştirdikten sonra 30 dakikadan sonra etkinlikleri azalır.
• Nadiren alerjik reaksiyona neden olabilirler.

Depo-Provera
Gebeliği önlemek için kullanılan enjeksiyon şeklinde bir uygulamadır. Bir çok ülkede milyonlarca kadın tarafından kullanılan bir doğum kontrol yöntemidir. Depo-Provera, sentetik progesteron hormonudur (progesteron aynı zamanda doğum kontrol haplarında da kullanılan bir hormondur). Depo-Provera enjeksiyonundan sonra yüksek progesteron düzeyi yumurtalıklarınızdan yumurta salınmasını 3 ay engeller. Depo-Provera kullananlarda gebelik oranı %1''den azdır.

Nasıl Kullanılır?
Her 3 ayda bir enjeksiyon şeklinde uygulanır. Üst koldan veya kalçadan kas içine uygulanır.

Doğum sonrası ilk enjeksiyon zamanı, emzirip emzirmediğinize bağlıdır. Eğer emziriyorsanız, doğum sonrası 6 hafta beklemeniz gerekir. Emzirmiyorsanız doğum sonrası 5 gün içinde ilk enjeksiyonu yaptırmanız gerekir.

Faydaları nedir?
• En güvenilir doğum kontrol yöntemlerindendir.
• Enjeksiyondan 24 saat sonra gebeliğe karşı korumaya başlar.
• Seksi engellemez, içilecek hap, takılacak alet yoktur.
• Depo-Provera''yı kullanırken zamanla adetiniz kesileceği için, anemi(kansızlık) görülmez.
• Depo-Provera östrojen içermez. Haplardaki östrojenden dolayı, doğum kontrol hapları kullanamayan kardiyovasküler riski olan kadınlarda kullanılabilir.

Riskleri ve Dezavantajları Nelerdir?
İlk olarak; vücudunuzda artmış olan östrojen düzeyi, düzensiz veya lekelenme tarzında adet kanamaları görülebilir. Zamanla enjeksiyonlar devam ettikçe, adet kanaması olmaz. Enjeksiyonlara son verildikten sonra adetleriniz normal düzenine döner. Bebek yapmaya karar verdiğinizde gebe kalmanız son enjeksiyondan sonra bir yılı bulabilir. Bu nedenle en az 1 yıl çocuk sahibi olmayı düşünmüyorsanız Depo-Provera''yı düşünmelisiniz.

Depo-Provera''yı kullanan bir çok kadında hiç bir problem olmamıştır, fakat bazı kadınlarda şu yan etkiler görülmüştür:
• Kilo alımı
• Baş ağrısı
• Sinirlilik
• Karın veya sırt ağrısı
• Memelerde ağrı
• Güçlüksüz ve halsizlik
• Uyuşukluk
• Sivilce
• Cinsel istek azalması
• Depresyon
• Bulantı
• Uykusuzluk

Depo-Provera ile ilgili diğer dikkat edilmesi gerekenler:
• Depo-Provera, AIDS gibi, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korumaz. Bunlar için en güvenli yöntem lateks kondomlardır.
• Depo-Provera gebelikte kesinlikle kullanılmamalıdır. Gebe olduğunuzu farkederseniz, hemen doktorunuza başvurmalısınız.
• Eğer diyabetli iseniz ve Depo-Provera kullanıyorsanız, kan şekerinizin yakından takip edilmesi gerekir.
• Eğer depresyon hikayeniz var ve Depo-Provera kullanıyorsanız, depresyon bulguları takip edilmeli ve bulgular görülürse enjeksiyon kesilmelidir.
• Çok uzun süre Depo-Provera kullanımı osteoporoza (kemiklerin zayıflamasına) neden olabilir. Bu konuda dikkatli olunmalıdır.

Ne Zaman Doktoru Aramalıyım?
Allerjik reaksiyon görülürse (nefes almada güçlük, kaşıntı, ciltte döküntü veya kızarıklık), enjeksiyon sonrası gebe olduğunuzu fark ederseniz veya enjeksiyondan sonra 3 ay içinde gebe kalırsanız, devam eden veya gittikçe kötüleşen yan etkiler, başka bir doğum kontrol yöntemine geçmek isterseniz, doktorunuzu aramalısınız.

Norplant
Norplant, hormon içeren ve gebeliği önleyen bir doğum kontrol yöntemidir. Küçük, ince ve fleksibl kapsül seti sentetik progesteron hormonu ile doludur. Bunlar bayanın kolunda cilt altına yerleştirilir ve buradan kan dolaşımına sürekli hormon salınımı sağlanır. Bu uygulama ile 5 yıl süreyle gebelik önlenebilmektedir. Uygulamadan yaklaşık 24 saat sonra kanda progesteron düzeyi gebeliği önleyecek düzeye ulaşır. Norplant, adetin ilk 5 günü içinde uygulanır. Rahimin iç zarının incelmesine neden olarak embriyonun rahim içine yerleşmesini önlediği gibi, vajinal salgının kalınlaşmasını sağlayarak spermlerin rahim içine ulaşmasını güçleştirir.

Nasıl uygulanır?
Kolun üst kısmına lokal anestetik uygulandıktan sonra ufak bir kesi yapılarak, 6 adet norplant kapsülü kesiden cilt altına yerleştirilir. Bu işlem yaklaşık 10 - 15 dakika sürer. Genellikle kesi yerine dikiş atmak gerekmez. Kesi yeri iyileşinceye kadar temiz ve kapalı tutun. Kesi yerinde, hafif bir sızı olabilir. Çok nadiren yara enfeksiyonu gelişebilir. Şişlik ve kızarıklık fark ederseniz bu enfeksiyon lehine olabilir ve mutlaka doktorunuza bildirmelisiniz. Enfeksiyon tedavi edilemezse kapsüllerin çıkarılması gerekebilir. Beş yılın sonunda kapsüllerin içinde bulunan hormon tükenir ve koruma etkisi ortadan kalkar. Eski kapsüllerin çıkarıldığı aynı gün yeni set takılabilir. 3 yıldan önce gebelik düşünüyorsanız, bu yöntemi tercih etmemelisiniz.

Yararları nelerdir?
• Gebeliği 5 yıl süre ile önler. Kapsüller çıkarıldıktan 24 saat sonra gebe kalma yeteneğiniz geriye döner.
• Kapsüller uygulandıktan sonra ağrıya neden olmaz ve dışardan fark edilmez.
• Progesteron, düşük düzeyde kana karıştığından ve östrojen içermediğinden doğum kontrol haplarına göre daha güvenilirdir.
• Kullanım sırasında gebe kalma olasılığınız %1''den azdır.
• Maliyet, 5 yıl doğum kontrol hapı kullanımına göre çok daha azdır. Eğer, sara hastalığınız nedeniyle fenitoin, karbamezapin gibi ilaçlar kullanıyorsanız bunlar progesteronun düzeyini azaltarak norplantın etkisini azaltır.

Dezavantajları nelerdir?
Progesteron düzeyinin artmasına bağlı bazı yakınmalarınız olabilir:
• Düzensiz adet kanamaları
• Adetler arasında lekelenme tarzı kanamalar
• Adet süresinde uzama
• Hiç adet görememe

Ayrıca artmış progesteron düzeyi aşağıdaki yakınmalara neden olabilir:
• Baş ağrısı
• Bulantı
• Baş dönmesi
• Sivilce artışı
• Kilo artışı
• Göğüslerde hassasiyet ve akıntı
• Ruhsal değişiklikler

Aşağıdaki durumlarda norplant kullanımı sizin için uygun değildir:
• Gebe iseniz veya gebe olduğunuzu düşünüyorsanız
• Emziriyorsanız ve bebeğiniz 6 haftadan daha küçükse
• Nedeni saptanmamış vajinal kanamanız varsa
• Meme kanseri veya karaciğer hastalığınız varsa

Ne olursa doktorumu aramalıyım?
• Karın ağrısı yakınmanız varsa
• Ped kullanmanızı gerektirecek düzeyde vajinal kanamanız varsa
• Kapsülün uygulandığı yerde şişlik, kızarıklık varsa
• Kapsül takıldığı yerden çıktıysa

Doğal Aile Planlaması
Doğal aile planlaması, herhangi bir ilaç veya alet kullanmadan uygulanan doğum kontrol yöntemidir. Gebeliği önlemek için, adet döneminin fertil günlerinde (yumurtlama dönemi) cinsel ilişkiye girilmez. Adet zamanları dikkatli bir şekilde kaydedilmelidir, bu şekilde cinsel ilişki için güvenli ve güvenli olmayan günler hesaplanabilir. Her iki eş de bu konuda dikkatli olmalı, özen göstermelidir.

Doğal aile planlaması yöntemleri nelerdir?
Takvim metodu, en uzun ve en kısa adet dönemleri düşünülerek, matematiksel olarak yumurtlama dönemlerinin hesaplanmasıdır. Güvenli bir metot olmadığı için artık önerilmemektedir.

En güvenilebilir yöntem mukotermal yöntemdir. Isı ve servikal mukus metodlarının birlikte kullanılmasıdır. Eğer bunu doğum kontrol yöntemi olarak kullanmaya karar verirseniz, servikal mukusu gözlemeli ve günlük sabah derecenizi ölçmelisiniz. Bu bilgiler yumurtlama gününün tespiti için kullanılır. Gebe kalmak istemiyorsanız bu günlerde ilişkiye girmemeniz gerekir. Bu metodu kullanırken her ay 8-11 gün ilişkiden uzak olduğunuzu görürsünüz.

Bir kadın için gebe kalabilme dönemi ne zamandır?
Bir adet dönemi ortalama 28 gündür. Normalde her adet döneminde yumurtalıkların birinde yumurtlama olur. Yumurta, fallop tüpleri boyunca rahime ilerler. Eğer yumurta döllenemezse vücut tarafından emilir veya adet kanaması ile dışarı atılır. Yumurta, yumurtalıktan atıldıktan ve fallop tüplerinin dış 1/3''ü boyunca ilerlediği sürece sperm tarafından döllenebilir. Bu dönem gebe kalabilme dönemidir. Mukotermal doğum kontrol yönteminde bu dönem hesaplanarak cinsel ilişkiden uzak durulur.

Vücut ısımı nasıl takip ederim?
Her sabah vücut ısısı hiçbir fiziksel aktivite yapmadan, birşey yiyip içmeden ölçülmelidir. En uygun zaman yataktan kalkmadan hemen önceki zamandır. Küçük değişiklikleri tespit edebilecek termometre kullanmalısınız. Vücut ısınız yumurtlamadan hemen sonra 0.5-1 derece artar. Göreceğiniz adet dönemine kadar yüksek kalır. Günlük ölçülerinizi takvim üzerine kaydedin.

Servikal mukus nasıl değişir?
Servikal (rahim ağzı) mukusun görünüm ve kıvamını kontrol etmelisiniz. Mukus ince, elastik, temiz, su gibiyse (yumurta akı gibi) yumurtlama 4 gün içinde olacaktır. (Bunlar ıslak günlerdir). Mukusun kuru, daha kalın ve miktar olarak azalmasından 4 gün sonrasına kadar cinsel ilişkiden uzak durmak gerekir.

Mukotermal metot nasıl kullanılır?
Vücut ısısının takibi ve servikal mukusun gözlenmesi yumurtlama döneminin tespitinde yardımcı olur. Bu sayede her ay gebe kalabilme dönemlerinizi tespit edebilirsiniz. Kural olarak, adetin ilk gününden ıslak mukusu ilk görene kadar ilişkide bulunabilirsiniz. Kalın mukusun görülmesinden 4 gün sonrasına kadar veya vücut ısısının yükselmesinden 3 gün sonrasına kadar ilişkiye girmemelisiniz.

Bir spermin ortalama yaşam süresi 3 gündür. Bu nedenle ıslak mukusu gördüğünüz andan itibaren ilişkiden uzak durmalısınız. Bu demektir ki sperm 3 gün vücudunuzda yaşayıp gebelik oluşturabilir.

Unutmayın ki hastalık, bazı ilaçlar, alkol vücut ısınızı artırabilir. Aynı zamanda semeni ıslak mukusla karıştırabilirsiniz.

Bu metodun etkinliğini arttırmak için, vücut ısısının artışından 3 gün sonrasına kadar ilişkiden uzak durulmalı veya başka bir metot kullanılmalıdır.
Adet düzeni kadından kadına ve aydan aya değişir. Doğal aile planlaması yöntemini tek doğum kontrol yöntemi olarak kullanmak istiyorsanız, 3-6 ay vücut ısısı ve mukusu takip edip anlamalısınız. Eğer adetleriniz çok düzensizse bu yöntemi kullanmayınız.

Faydaları nedir?
• Herhangi bir ilaç veya araç kullanılmadan doğum kontrolünü sağlar.
• Bariyer yöntemlerin rahatsızlığı yoktur.
• Doğum kontrol hapları ve RIA''ya bağlı sağlık riskleri yoktur.
• Ücretsizdir.

Dezavantajları nelerdir?
• %20 - %30 gebe kalma riski (her 10 kadından 2 - 3 ü 1 yıl sonunda gebe kalır),
• İlk 3 - 6 aylık gözlem döneminde ilişkiye girmeme.
• Her ay 2 hafta ilişkiye girmeme,
• Adet düzensizliği olanlar için uygun değildir.
• Gebe kalma dönemlerinde kendini kontrol etmede zorluk,
• Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan (AIDS) koruma sağlamaz.

Laparoskopi ile Tüplerin Bağlanması
Uzman hekim tarafından kadınların fallop tüplerinin(yumurtayı rahme ulaştıran organlar) tıkanması amacıyla laparoskopi ile tüplerin bağlanmasıdır. Doktor fallop tüplerini görmek için laparoskop(ışıklı ince tüp) kullanır.Tüpleri kesmek için kesici bir alet içeren başka ince bir tüp daha kullanır.

Ne zaman kullanılır?
Gelecekte oluşabilecek gebeliklerden korunmak amacıyla tüplerin tıkanmasına karar verdiğinizde bu operasyon uygulanabilir. Bu operasyon bir hastalığı veya normal olmayan bir durumu düzeltmek amaçlı değildir.Sadece sizin isteğiniz üzerine yapılır. Gebeliği önlemede %100 başarılı olmayabilir. Gelecekte gebe kalmaya karar verdiğinizde geri dönüşü zor bir operasyondur.

Laparoskopiye nasıl hazırlanırım?
Operasyon öncesi doktorunuz gebelik testi yaptırabilir.
Operasyon sonrası bakım ve iyileşme dönemi için planınızı yapın. İstirahat edeceğiniz zamanı ayırın ve günlük işlerinizde yardımcı olacak bir insan bulun.
Doktorunuzun talimatlarına uyun. Genel anestezi alacak iseniz, operasyondan bir gün önce hafif, çorba veya salata gibi, yiyecekler yiyin. Gece yarısından sonra bir şey yiyip içmeyin.

Operasyon süresince ne olur?
Size genel anestezi verilir. Böylece kaslarınız gevşer, derin bir uykuda gibi olursunuz ve buda ağrı hisstmenizi engeller.

Karbon dioksit gazı ile karnınız şişirilir. Bu gaz karnınızı balon gibi şişirir ve doktorun iç organlarınızı görmesini sağlar. Göbek deliğinizin hemen altından küçük bir kesi yapılır ve buradan laparoskop karın içine sokulur. Karnın alt kısmından başka bir küçük kesiden diğer alet yerleştirilir. Fallop tüplerini görmek için laparoskop kılavuz görevi görür. Doktor bir klips veya elastik bant ile tüpleri tıkayıp, yumurtaların geçişini önler. Daha sonra aletler çıkarılır ve kesi yerleri dikilerek kapatılır.

Operasyondan sonra ne olur?
Operasyon sonrası 1-2 saat hastanede kalabilirsiniz. Anestezi etkisi bir süre uykunuz var hissi verir. Birkaç gün sırt ağrısı, karında gaz hissedebilirsiniz, bağırsak alıkanlıklarında değişiklik olabilir.İdrar yapamayabilirsiniz , birkaç gün mesane sondası takmak gerekebilir. Ağır kaldırmak gibi ağır aktivitelerden kaçınmanız gerekir. Ne yapmalısınız, ne zaman kontrole gelmeniz gerektiğini doktorunuza sormalısınız.

Bu operasyonun faydaları nedir?
Daha uzun hastanede kalmayı gerektiren ve iyileşme dönemi daha uzun olan abdominal cerrahiye gerek kalmadan tüpler kapanır. Daha önce kullandığınız doğum kontrol yöntemlerinden iyi olabilir.

Bu İşleme Bağlı Riskler Nedir?
• Anesteziye bağlı riskleri doktorunuzla tartışın.
• Bu operasyondan sonra kadınların %1 den azı hala gebe kalmaktadır.
• Gebe kalırsanız dış gebelik riski artar, buda ameliyat gerektirir.
• İç organlar, bağırsaklar, kan damarları hasar görebilir. Onarım amacıyla abdominal operasyona geçilebilir.
• Enfeksiyon gelişebilir.
• Kan pıhtısı gidip akciğer, pelvis yada bacak arterlerini tıkayabilir. Çok nadir kalp ve beyin arterlerini tıkayarak kalp krizi veya felç geçirmeye neden olabilir.
• Enfeksiyon veya kanama olabilir.
• İşlemden sonra ağrı hissedebilirsiniz

Ne zaman doktoru aramalıyım?
• Ateş
• Halsizlik ve uyuşukluk
• Bulantı ve kusma
• Ani gelişen nefes almada zorluk
• Gittikçe artan karın ağrısı ve şişlik. Bu durumlarda hiç vakit kaybetmeden doktorunuzu aramalısınız.

Vazektomi
Erkeğe, doktor tarafından uygulanan bir operasyondur. Testisten spermleri penise getiren vaz deferans denilen kanallar bilateral olarak kesilir. Operasyondan birkaç ay sonra menide sperm bulunmaz. Erkeğin cinsel fonksiyonları üzerine olumsuz etkisi yoktur. Sadece spermler testislerden semen içinde gelemez ve gebelik oluşmaz.

Ne durumlarda yapılır?
Doğum kontrolünü sağlayan en güvenilir yöntemlerden biridir. Eğer erkek bunun yapılmasını isterse yapılır ve sterilizasyon kalıcı olduğu unutulmamalıdır.

Operasyon sırasında neler olacak?
Vazektomi ayaktan muayenehanede yapılabilecek ufak bir operasyondur. 15 - 20 dakikadan uzun sürmez.

Ameliyat sahasına lokal anestetik uygulandıktan sonra testislerin içinde bulunduğu skrotum üzerine kesi yapılarak vaz deferenslere ulaşılır. Bu kanalcıklar kesilerek iki uç ayrılır. Skrotum üzerindeki kesi kapatılır.

Operasyondan sonra ne olacak?
Operasyondan hemen sonra evinize dönebilirsiniz. 3 - 4 gün hafif ağrı yakınmanız ve kesi yerinden kanama, akıntı olabilir. Kesi çevresinde morluk oluşabilir.

Doktorunuz size aşağıdakileri yapmanızı önerebilir:
• Operasyondan sonraki ilk iki saat kesi yerine buz uygulayın.
• 2 - 3 gün evde istirahat edin.
• 1 hafta süre ile ağır kaldırmayın.
• 4 - 6 hafta skrotumu destekleyen sıkı iç çamaşırı giyinin.
• Ağrı için parasetamol türevi ağrı kesiciler alabilirsiniz.
• Birkaç gün içinde iş hayatınıza geri dönebilirsiniz. Bin hafta içinde seks hayatınıza geri dönebilirsiniz, birkaç ay menide sperm bulunabileceğinden başka bir yöntemle gebelikten korunmalısınız.

Yararları nelerdir?
• Doğum kontrolünü sağlayan çok güvenilir bir yöntemdir.
• İlaç kullanımı veya araç uygulanmasını gerektirmez.

Prosedürle ilgili riskler nelerdir?
• Lokal anestetik yeterli uyuşmayı sağlayamayabilir. Bazen allerjik reaksiyon olabilir.
• Testislerin çevresinde ödem olabilir.
• Skrotum içine kanama olabilir.
• Ameliyattan yıllar sonra menide sperm çıkabilir ve gebelik oluşabilir.
• Enfeksiyon ve kanama riski mevcuttur.

Ne olursa doktorumu aramalıyım?
• Ateşiniz olursa
• İdrar yapma güçlüğünüz varsa
• Testislerinizde aşırı şişme varsa

Yazar: Bahceci.com

Yorum (yok) Yorum yaz!

Aile Planlaması Aile Planlaması

 Aile Planlaması Aile Planlaması

"Ne zaman, kaç tane çocuk sahibi olacağına" karar verebilmek zevkli bir şeydir. Bu aynı zamanda bir insanlık hakkıdır. Bu hakkı kullanmak, hem yararlı hem de tehlikeli olabilir.

"Aile planlaması" yapan kişiler, aileler ve toplumlar doğum olayından zevk alabilir ve bu mutluluğu paylaşabilirler. "Ailelerin istedikleri zaman istedikleri sayıda ve bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmaları" demek olan "Aile planlaması" kocanın, annenin ve çocukların sağlığını koruyarak bu sevincin yaşanmasını sağlar. İstediği halde çocuk sahibi olamayanlar da aile planlaması çal

ışmalarının konusu içindedir.

Aile planlaması, üreme sağlığının bir bölümüdür. Üreme sağlığını korumak isteyen herkes aile planlamasından yararlanır.

NEDEN AİLE PLANLAMASI?

Karı-koca, cinsel ilişkileri sonucunda istenmeyen veya planlanmayan bir gebelik olmayacağından emin olduklarında, daha doyurucu cinsel ilişki kurarlar. Ayrıca çocuklarını beslenme, sağlık, eğitim gibi ihtiyaçlarını rahatça sağlayabilecekleri aralıklarla doğurmak ailenin ekonomik olarak güçlenmesini sağlar.

Hiçbir erkek, eşinin hasta ve zayıf ve mutsuz olmasını istemez. Aile planlamasının en önemli yararı, annenin sağlığını korumasıdır. Aile planlaması, eşlerin ne zaman çocuk yapacaklarına karar vermelerini sağlar. İstenmeyen gebelikler aile planlamasıyla önlenir. Yine aile planlaması doğan ve doğması planlanan çocukların da sağlıklı olmasını sağlar.

18 yaşından küçük, 35 yaşından büyük kadınların doğum yapması anneye ve bebeğe zarar verir. İki yıldan sık aralıklarla yapılan doğumlar anneye zarar verir. Bu dönemlerde gebeliklerin önlenmesi aile planması ile yapılır. Bir evde olabilecek en büyük felaketlerden biri annenin ölümüdür. Bu tüm aile fertlerini derinden sarsar. Anne ölümüne yol açan çok sayıda doğum ve kürtaj aile planlaması ile önlenir.

Gebelik doğal bir olay olsa da bazı tehlikeleri vardır. Her gebe kadında, annenin tükenmesi, gebelik kanamaları, gebelik zehirlenmeleri, doğum sonu kanama ve iltihaplanmaları gibi durumlar ortaya çıkabilir. Tehlikeli gebeliklerin önlenmesi, anneyi korur.

Bir ailenin en büyük kaygısı ve sorumluluğu sağlıklı çocuklara sahip olmak, çocuklarını büyütmek, onların geleceklerini güvenceye almak ve saygınlık kazanmaktır. Çocukların aileleri ile ,aileler de çocukları ile övünebilmelidir. İşte aile planlaması kadın ve erkeğin aile planlaması uygulaması buna yardımcı olur.

ÜREME ORGANLARI VE İŞLEVLERİ

Cinsel sağlık konusunu daha iyi inceleyebilmek için erkeklerde ve kadınlarda üreme sisteminin yapısını ve işleyişini öğrenmek yararlıdır:

Erkek üreme organları(şekil 1)

Kadın üreme organları(şekil 2)

Kadın üreme organlarının vücudun dışına açılan kısmı iki kalın deri kıvrımı ile korunur. Bunların arasında hazne girişi bulunur. Hazne girişinde çoğu kadında kızlık zarı denilen bir organ kalıntısı vardır. Kızlık zarının farklı biçimleri olabilir. Bazı kızlık zarlarının yanlız adet kanının geçebileceği ince delikleri vardır. Bazıları ise cinsel ilişkiye izin verebilecek genişlikde olabilir. Bu zarlarda ilk cinsel ilişkide yırtılma ve kanama olmaz.

Adet Görme(şekil 3)

Gebelik(şekil 4)

Çok etkili ve sürekli bir yöntemdir. Artık başka çocuk istemiyen çiftler bu yöntemi uygulayabilir. Kanalların bağlanmasının geri dönüş ihtimali düşüktür. Kanalların kapatılması spermlerin (tohum hücrelerinin) meniye karışmasını önler böylece gebeliğin oluşması engellenmiş olur.

Kanalların Bağlanması sonrası erkekte sertleşme ve boşalma önceki gibi devam eder. Cinsel hayatında değişiklik olmaz.

Uygulaması kısa sürer (Yaklaşık 20 dk''dır). İşlem lokal anestezi ile yapılır; erkek bu sırada ağrı ya da rahatsızlık hissetmez. Doktor tarafından uygulanır. Hastanede yatmayı gerektirmez.

Uygulamadan sonraki iki ay, başka bir yöntemle korunmalıdırlar. Genellikle uygulamadan sonraki 20-30 boşalma meni içinde kalan spermlerin tamamen atılmasını sağlar.

*Kadınlarda Tüplerin Bağlanması (Tüpligasyonu)(şekil 6)

Basit bir operasyonla, kadınların yumurtalık kanallarının (tüplerin) bağlanmasıdır.

Çok etkili bir yöntemdir. Artık hiç çocuk istemeyen aileler içindir. Uygulandıktan sonra kadın artık gebe kalamaz.

Uygulanması kolaydır, hastanede yatmayı gerektirmez. Tüplerin bağlanması, cinsel hayatı, adet düzenini etkilemez.

* Doğum kontrol hapları (şekil 7)

Kadınların kullandığı bir yöntemdir. Yumurtalıklardan yumurta atılmasını engelleyerek gebeliği önler. Unutmadan her gün düzenli olarak alındığında gebelikten koruyan çok etkili bir yöntemdir. Kadın kullanmaya başlamadan önce bir sağlık kuruluşunda muayene olmalıdır. Her yaştaki kadın, hap kullanabilir.

Emziren kadınların kullanabileceği anne sütünü etkilemiyen gebeliği önleyici haplar da vardır. Haplar bırakıldıktan sonra kadın yine gebe kalır.

* Üç aylık ve Bir aylık İğneler(şekil 8)

Kadınların kullandığı, gebelikten koruyucu iğnelerdir. Çok yüksek oranla gebelikten koruyan bir yöntemdir. Üç ayda bir ve ayda bir uygulanan çeşitleri vardır. Kadında yumurtalıklardan yumurta atılmasını önleyerek gebelikden korur. Uygulanması kolaydır. Her yaştaki kadın bu yöntemi kullanabilir. Emziren anneler 3 aylık iğneleri tercih etmelidir. Kadının kullanmaya başlamadan önce bir sağlık kuruluşunda muayene olması yararlıdır. iğnelerin kullanılması bırakıldıkdan kısa bir süre sonra kadın gebe kalabilir.

*Deri Altı Çubukları (Norplant)(şekil 9)

Kadınların kullandığı, kolun içine deri altına yerleştirilen altı adet ince yumuşak çubuktur. Koruyucu etkisi çok yüksektir. 5 yıl süre ile gebelikden korur.

Küçük bir cerrahi işlemle doktor tarafından kolayca uygulanır. Deri altına yerleştirilen çubuklar gözle görülmez, ancak elle hissedilebilir. Emzirenler dahil her yaştaki kadın bu yöntemi kullanabilir. Çubuklar çıkarıldıktan kısa bir süre sonra kadın yine gebe kalabilir.




*Rahim içi araç(RİA)(şekil 10)

Kadınların kulladığı, rahim içine yerleştirilen küçük plastik bir araçtır. Kolayca uygulanır ve istendiğinde çıkartılır. Çok etkili bir yöntemdir.

Rahim içi araçlar 10 yıla kadar gebelikten korur, koruma süresi sonunda, gebelik istenmiyorsa beklemeksizin hemen bir yenisi uygulanır. Rahim ,içi araç çıkarıldıktan sonra kadın hemen gebe kalabilir.






*Kondom (Prezervatif, Kaput, Kılıf)(şekil 11)

Cinsel ilişki sırasında erkeğin kullandığı, erkek cinsel organına (penis) geçirilen çok ince lastikten bir kılıftır. Kamış hazneye temas etmeden hemen önce, sertleşmiş durumdayken takılmalıdır.

Kullanılan kondom atılmalıdır. Her cinsel ilişkide bir yenisi kullanılmalıdır.

Her ilişkide ve doğru kullanıldığında gebelikten yüksek bir oranda korur. Kullanılmadığında kadın gebe kalabilir.

Kullanmaya başlamadan önce sağlık kontrolü gerekmez, yan etkisi ve zararı yoktur.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklara (frengi, bel soğukluğu, AİDS gibi) karşı da koruyucudur.

*Diyafram(şekil 12)

Kadınların kullandığı bir yöntemdir. Bir tür plastikten kubbe şeklinde bir araçtır. Kadın tarafından cinsel ilişkiden önce rahim ağzına takılır. Hazneye boşalan sparmlarin geçişini önleyerek gebelikten korur.

Kullanılması için kadının sağlık personelinden eğitim alması gerekir. Temizliği çok önemlidir. Cinsel ilişkiden sonra 6 saat çıkarılmamalıdır. Kullanılmadığında hemen gebe kalınabilir.



2.Az etkili yöntemler

*Köpük Tableti ve Fitiller(şekil 13)

Kadın tarafından kullanılan bir yöntemdir. Cinsel ilişkiden 15 dakika önce kadının haznesine yerleştirilir. Fitil ya da tabletin etkili olabilmesi için köpük haline dönmesi gerekir. Köpük spermlerin geçişini engeller ve hareketlerini azaltarak gebeliği önler. Kullanmaya başlamadan önce sağlık kontrolü yapılması gerekmez. Yan etkisi ve zararı yoktur.

Emziren anneler kullanabilirler. Her ilişkide bir yenisi kullanılmalıdır.
Köpük tableti ve fitiller kullanıldığında, cinsel ilişkiden sonraki 6 saatte hazne yıkanmamalıdır.

*Geri çekme

Erkekler tarafından uygulanan bir yöntemdir. Cinsel ilişki sırasında erkeğin meniyi kadının haznesi dışına boşaltmasıdır. Ülkemizde çok uygulanan bir yöntemdir. Ancak bu yöntemi uygulayan çiftlerde kadının gebe kalma tehlikesi fazladır.

3.Etkisi tartışmalı uygulamalar

*Emzirme

Yeni doğum yapan kadınlar kısa bir süre adet görmezler. Bebeklerini başka yiyecekler vermeden yalnız anne sütü ile besleyenler kırk kanamasından sonra da uzun bir süre adet görmeyebilirler. Ancak bu onları gebelikten korumaz. Bu nedenle emzirirken gebe kalan çok anne vardır. Bebekli kadınlar emzirmeye güvenmeyip kırk kanamasının hemen ardından etkili bir korunma yöntemi kullanmalıdırlar.

*Takvim yöntemi

Kadının gebe kalabileceği günlerin hesaplanarak, o günlerde cinsel ilişkide bulunulmaması şeklinde uygulanan bir yöntemdir. Kadının gebe kalabileceği günler yumurtalıklarından yumurtanın atıldığı ve canlı kaldığı süredir. Ancak her kadının adet düzeni farklıdır. Yumurtanın atılmasını, hastalık ilaç kullanımı, yüksek ateş vb. olaylar etkileyebilir. Bu yöntemle gebe kalan kadınlara çok sık rastlanmaktadır. Etkili bir yöntem değildir.

4. Sakıncalı uygulamalar

*Hazneyi yıkama

Kadınların gebe kalmamak amacıyla cinsel ilişkiden sonra hazneyi su bazen de su ve sabunla yıkamasıdır. Gebeliği önlemede hiç bir etkisi yoktur. Aksine kadının mikrop kapmasına yol açabilir.

*Hazneye limonlu pamuk yerleştirme

Kadınların gebe kalmamak amacıyla cinsel ilişkiden önce hazneye limonla , sirkeyle ya da aspirinli suyla ıslatılmış pamuk yerleştirmeleri. Bu uygulamanın gebeliği önlemede hiç bir etkisi olmadığı gibi kadının mikrop kapmasına yol açar. Tehlikeli sonuçlar yaratabilir.

Yazar: Türkiye Aile Sağlığı Ve Planlaması Vakfı

Yumurta hücresi tüplerde spermle karşılasırsa gebelik oluşur. Yumurta hücresi tüplerde iki gün (48 saat)canlı kalır. Sperm(erkek tohum hücresi) kadın vücudunda üç gün (72 saat)canlı kalabilir. Bu dönemde gebelik oluşur.

GEBELİK NASIL ÖNLENİR?

Kadının yumurta hücresi ile erkek tohum hücresinin birleşmesine mani olan uygyulamalara gebeliği önleyici yöntemler demekteyiz.

Gebeliği Önleyici Yöntemler;

1.Etkili yöntemler

*Erkeklerde Kanalların Bağlanması (Vazektomi) (şekil 5)

Yorum (yok) Yorum yaz!

Doğum Kontrolü - Aile Planlaması Doğum Kontrolü

 Doğum Kontrolü - Aile Planlaması Doğum Kontrolü

Çocuk sahibi olma kararı ve bunun zamanlaması her çiftin zevk alarak planlaması gereken bir haktır. Ancak bu hak yanlış kullanılırsa bazı olumsuzlukları da beraberinde getirir. İşte doğum kontrolü bu olumsuzlukları gidermek için şarttır.

Doğum Kontrolünün Yararları

Kadınlarda özellikle Türk kadınlarında çok sıkça görülen kansızlık azalır. Gebelik ve doğuma bağlı ölüm riski azalır. Kadınlardaki iltihabi pelvik hastalıklar ve buna bağlı kısırlık azalır. Erken yaştaki gebelik ve buna bağlı riskler azalır. Sağlıksız, zayıf bebek doğurma riski azalır. Bebek

ölümleri azalır. Yiyecek içecek ve diğer kaynaklar daha çok bulunur. Eğitim imkanları fazlalaşır. Çiftler daha mutlu ve güvenli ilişki kurabilir.

Doğum Kontrol Yöntemleri

Doğum Kontrolü, her ailenin istediği sayıda ve istediği zaman çocuk sahibi olmasıdır. Bu amaçla kadın ve erkekler tarafından çeşitli doğum kontrol yöntemleri kullanılmaktadır.

Doğum kontrolü yöntemleri ile ailelerle birlikte toplumlar da daha sağlıklı yapıda oluşmaktadır. Ayrıca doğum kontrolü ile cinsel yolla bulaşan hastalıklar azalmakta, kürtaj oranı düşmektedir. Anne ve bebeklerin hasta olması ve hayatını kaybetme şansı azalmaktadır. Türkiye''de heryıl yaklaşık 2000 kadın gebelik, doğum ve lohusalık hastalıkları nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Gebe kadınların yaklaşık yarısı gebeliğe istemeden sahip olmakta, yarıdan fazla kadın ise koruma oranı yetersiz olan geleneksel yöntemlerle korunmaya çalışmaktadır. Aşağıda doğum kontrol yöntemleri ayrıntılı olarak incelenmektedir. Korunma isteyen kişilerin dikkat edeceği nokta her yontemin her aileye uygun olmayabileceğidir. Bu yüzden genellikle aileye özel yöntem seçimi yapılmalıdır.

  • Hap :Hergün düzenli alınması gereken, kadında yumurtlamayı ve döllenmeyi önleyen haplardır.
    İstediğiniz sürece kullanabilirsiniz.

  • Üç aylık iğne:Üç ayda bir uygulanır ve kadında yumurtlamayı ve döllenmeyi önler.İstediğiniz sürece kullanabilirsiniz.

Üreme çağında ve cinsel yönden aktif olan her kadının en büyük korkularından birisi de istemeden gebe kalmaktır. Böyle bir durumda ya bebeği doğurmak zorunda kalacak ya da kürtaj olacaktır. Her iki olasılık da plansız gebe kalan kadın için ciddi psikolojik travma yaratır. Öte yandan pekçok kadın gebelikten korunma yöntemleri hakkında yeterince bilgiye sahip değildir. Pekçok kadın hangi yöntemi seçeceğine karar veremez. Etraftan duyduğu yalan yanlış bilgiler nedeni ile kendisine uygun olan yöntemleri dahi kullanamaz. Hap almayı sevmediği ya da unutkan olduğu için doğum kontrol hapı kullanmayan yüzbinlerce kadın vardır. Spirali eşi ilişki esnasında rahatsız olur diye istemeyen kadınların sayısı zannedilenden çok daha fazladır. Değişik nedenler ile kendine uygun ve kolay doğum kontrol yöntemi bulamayanlar için etkli ve bir o kadar da kolay olan bir yöntem uzun etkili iğnelerdir. Bunlardan en çok kullanılanı da 3 aylık iğne olarak bilinen depo-provera''dır.

Depo-provera nasıl bir yöntemdir ?


Depo-provera medroksiprogesteron asetat içeren bir preparattır. İçerdiği madde sadece progesteron içeren doğum kontrol hapları olan minipill''ler ile aynıdır. Overlerde yumurta hücresi gelişimi ve yumurtlamayı engeller. Ortada yumurta olmayınca gebelik de olmaz. Koruyuculuğu %99 civarındadır. 13 haftada bir kas içine yapılan enjeksiyon şeklinde uygulanır. Endometrium yapısını ve tüplerin hareket kabiliyetini de değiştirdiğinden yumurtlama meydana gelip döllenme olsa bile bu gebelik ürünü rahime yerleşemez. Uzun etkili bir yöntem olduğundan kişi gebe kalma stresi yaşamaz. Hergün hap almayı hatırlama sorunu olmadığından pekçok kadın bu yöntemi denemek istemektedir. Enjeksiyona son verildiğinde en geç 18 ay içinde gebelik elde edilebilir. Uygulanması özel bir teknik ya da beceri gerektirmez. Cerrahi bir müdahale ile takılmaz.

Yan etkileri nelerdir ?

Depo-provera özellikle kullanımın ilk yılında ciddi derecede kanama bozukluğu yapabilir. Bu bozukluklar arasında en sık ara kanamalar ve lekelenmeler görülür. Uzun süreli adet görmeme ortaya çıkabilir. Tek bir enjeksiyondan sonra 12 ay adet görmeyen vakalar mevcuttur, ya da tam tersi şekilde 3 ay süreyle sürekli kanaması olan hastalar da vardır. Sürekli kanama durumunda kanamayı kesmek için dışarıdan hormon verilmesi hatta bazen kürtaj yapilması gerekli olabilir. Bazı vakalarda arda arda birden fazla kez kürtaj gerekli olabilmektedir. 35 yaşın altında olan kadınlarda depo-provera kullanımına bağlı hafif kemik erimesi saptanabilir. Yine uzun süre kullanımda meme kanseri görülme sıklığında hafif bir artış bildiren yayınlar olmasına rağmen bu konu hala daha tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Diğer yan etkiler arasında başağrısı, hafif kilo artışı, anksiyete, mide ağrısı ve karın krampları, başdönmesi ile cinsel istek kaybı sayılabilir. Tüplerin hareketini yavaşlattığı için gebelik olduğunda bunun dış gebelik olma olasılığı yüksektir.
Yapılan çalışmalarda ilk kez depo-provera kullanan kadınların %50''sinin yan etkiler nedeni ile kullanımı bıraktığı ve başka bir yöntemi tercih ettiği, buna gerekçe olarak da en çok yakındıkları yan etkinin kanama bozukluğu olduğu saptanmıştır.

Kontraendikasyonları

Gebe olduğundan şüphe duyulan kadınlar aksi ispatlanana kadar depo-provera kullanmamalıdırlar. Yine özgeçmişinde meme kanseri bulunanlar, inme geçirenler, damar hastalığı olanlar, karaciğer hastalığı bulunanların kullanması önerilmez. Tanı konmamış anormal vajinal kanaması olan kadınlarda da bu kanamanın sebebi açıklığa kavuşturulana kadar enjeksiyonlar ertelenmelidir. Kullanımda yakın takip gerekiren durumlar ise:

  • Daha önce çekilen meme filmide patoloji varlığı
  • Fibrokistik meme hastalığı
  • Meme başından kanlı akıntı
  • Böbrek hastalığı
  • Hipertansiyon
  • Migren
  • Astım
  • Epilepsi (sara hastalığı)
  • Diabet
  • Ailede diabet öyküsü
  • Depresyon ya da depresyon öyküsü

Ne zaman yapılmalı
Eğer depo-provera''nın sizin için uygun bir yöntem olduğunu düşünüyorsanız ve jinekoloğunuz da bu yöntemi size öneriyor ise bundan sonraki aşama adet döneminin hangi zamanında yapılması gerektiğini öğrenmektir. İlk kez yapılacak olan depo-provera adet kanamasının ilk 5 günü içinde yapılmalıdır. Eğer doğum sonrası uygulamaya başlanacaksa ve anne emzirmeyi düşünmüyorsa doğumdan sonraki ilk 5 gün içinde yapılabilir. Emziren annelerde ise doğum takiben 6 hafta sonra ilk enjeksiyon yapılabilir. Daha sonraki tekrarlar etkili bir koruma sağlamak için her 13 haftada bir yapılmalıdır.

Depo-proveranın sadece başka yöntem kullanamayan kişilerce kullanılması, gebelikten korunmada ilk tercih olarak düşünülmemesi önerilmektedir.

  • Aylık İğne:Ayda bir uygulanır ve kadında yumurtlamayı ve döllenmeyi önler. İstediğiniz sürece kullanabilirsiniz.  

  • Deri Altı Kapsülleri:Kolun iç kısmına yerleştirilen ve kadında yumurtlamayı ve döllenmeyi önleyen, kibrit çöpü büyüklüğünde hormon içeren 6 adet esnek çubuktur.5 yıl boyunca güvenle kullanabilirsiniz.  

  • Tüp Ligasyonu:Geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemidir.
    Kadında yumurtayı taşıyan tüpler ameliyatla bağlanarak döllenme önlenir. Ömür boyunca gebelikten korunursunuz.  

  • Vazektomi:Geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemidir
    Erkekte tohum hücrelerini (spermleri) taşıyan kanallar basit bir cerrahi işlemle bağlanarak döllenme önlenir.  

  • Rahim İçi Araç (Spiral):Rahim içine yerleştirilen ve döllenmeyi önleyen bir aile planlaması yöntemidir.10 yıl boyunca güvenle kullanabilirsiniz.  

  • Kondom:Cinsel ilişki sırasında erkek tohum hücrelerini içinde toplayarak döllenmeyi önleyen bir kılıftır.İstediğiniz sürece kullanabilirsiniz.  

  • Spermisitler:Hazneye yerleştirilen ve erkek tohumlarını etkisiz hale getirerek döllenmeyi önleyen fitil,jel, krem ya da köpük şeklinde maddelerdir. İstediğiniz sürece uygulayabilirsiniz.  

  • Diyafram:Kubbe şeklinde kauçuk yumuşaklığında olan ve cinsel ilişkiden önce rahim ağzına yerleştirildiğinde erkek tohum hücrelerinin rahim içine geçmesini engelleyen bir aile planlaması yöntemidir.İstediğiniz sürece uygulayabilirsiniz.

SPİRAL :Rahim içi araç,rahmin içine yerleştirilen küçük plastik bir araçtır.  Bakır veya hormon içeren tipleri vardır. Ülkemizde yaygın olarak kullanılan T şeklindeki bakırlı 380 A tipindeki rahim içi araç 10 yıl süreyle gebe kalmaktan korur. Koruyuculuk süresi değişik olan başka türde rahim içi araçlar da vardır.  Sağlık personelinden size uygulanan rahim içi aracın kaç yıl koruyacağını öğreniniz. Erkek tohum hücrelerinin kadın yumurta hücresini döllenmesini engelleyerek kadını gebe kalmaktan korur. Kadının gebe olmadığından emin bulunan herhangi bir zamanda uygulanabilir. Uyguladıktan hemen sonra korumaya başlar.  Uzun süre gebelikten korur. Çıkarıldığında hemen gebe kalınabilir.  Kürtajdan hemen sonra uygulanabilir. Doğumdan hemen sonra uygulanabilir. Emziren anneler güvenle kullanabilir. Cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmaz

BEKLENEN YAN ETKİSİ VAR MIDIR?

Bazı kadınlarda uygulamayı takibeden ilk 3-4 ayda kasık ağrısı, iki adet arasında lekelenme ve adet kanaması miktarında artma olabilir. Gebelikten güvenle korunmak için rahim içi araç uygulatmadan önce bir sağlık kuruluşundan mutlaka danışmanlık almalısınız.

Uygulama için mutlaka adetli olmak gerekmez.  Gebe olunmadığından emin olunan herhangi bir zamanda uygulanabilir. Herhangi bir şikayetiniz yoksa rahim içi araç uygulandıktan sonra 1. ayda ve her yıl bir defa kontrol için bir sağlık kuruluşuna gidiniz. Rahim içi aracın değiştirilmesi gerektiğinde ara vermeden hemen yenisi uygulanabilir. Rahmin dinlendirmeye gerek yoktur.
Rahim içi araçla korunurken:
- Karında aşırı ağrı
- Sürekli akıntı
- Normal adet miktarının 2 katı ya da 10 günden uzun süren kanama
- Rahim içi aracın düşmesi
- Beklenen adette 10 günden fazla gecikme
olursa hemen bir sağlık kuruluşuna başvurunuz.


TAKVİM YÖNTEMİ :Bu yöntem güvenilirliği az olan bir yöntemdir. Adet kanaması düzenli olarak 28 günde bir olan kadınlar için uygundur.Adet kanaması düzensiz olanlar kullanmamalıdır.Yumurtlama adetin 14. günü olur ve yumurta hücresi olgunlaşmış olur. Bu hücre 2 gün içerisinde döllenmezse ölür. Spermler ise 3 gün kadar yaşayabilirler. Bu nedenle yumurtlamadan 3 gün önce ve yumurtlamadan 2 gün sonrası arasında kalan zaman gebe kalma olasılığının en yüksek olduğu günlerdir. Gebelikten korunmak isteyenler, bu sürelerde cinsel ilişkide bulunmamalıdır. Koruyuculuğu düşük bir yöntem olduğu için kesinlikle çocuk istemeyenler bu yöntemi kullanmamalıdır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Bilgi,Tarih,Edebiyat var mısın yok musun Mobile Phone müzik dinle Hair Style Komedi Dükkanı Film Tanıtım,Film Tanıtımı Hollywood Stars photos Yemek Tarifleri Emo Girl Döviz Fiyatları Altın Fiyatları