: İlk Gece - Cinsel Sağlık Rehberi, cinsel sağlık, cinsellik, kadın, kadın doğum, kadin, gebe, gebelik, kadin sağlığı, kürtaj, hamile, doktor, klinik, - Blogcu




Cinsel Sağlık Rehberi, cinsel sağlık, cinsellik, kadın, kadın doğum, kadin, gebe, gebelik, kadin sağlığı, kürtaj, hamile, doktor, klinik

İlk Gece Ona Asla Bunları Sormayın - İlk Gece İlk Gece Ona Asla

İlk Gece Ona Asla Bunları Sormayın - İlk Gece İlk Gece Ona Asla Bunları Sormayın - İlk Gece

Erkeklerin ve kadınların birçok açıdan birbirinden farklı olduğu bir gerçek. Mesela erkeklerin nefret ettiği şeylerin başında onlara ardı ardına soru sorulması gelir. Birçok erkek buna katlanamaz ve bu durumdan fazlasıyla sıkılır.

Üstelik onunla başbaşa geçireceğiniz ilk gecede bunu yapıyorsanız erkekleri hiç tanımıyorsunuz demektir. Çünkü siz her ne kadar çok heyecanlı olsanız ve bu gecenin diğerlerinden farklı olmasını isteseniz de o sizinle aynı hisleri paylaşmıyor olabilir. Eğer keyifli ve güzel bir gece geçirmek istiyorsanız onu sorularınızla bunaltmayın.

İşte size onunla ilk gecenizde asla sormamanız gereken sorular;


o Şimdiye kadar kaç kadınla yattın?
o Çocukları sever misin?
o Birbirimizi tekrar ne zaman göreceğiz?
o Popomda selülit var mı sence?
o Beni güzel buluyor musun?
o Seks yaparken, bazen başka kadınları düşünür müsün?
o Seks senin için ne kadar önemli?
o Işığı kapatsak nasıl olur?
o Sana kedicik diye hitap edebilir miyim?
o Televizyonu açmam seni rahatsız eder mi?
o Dişlerini de fırçalaman gerekmiyor mu?
o Yoksa sarhoş musun?
o Umarım erken boşalma problemin yoktur?
o Eski sevgilin yatakta benden daha mı iyiydi?
o Onu özlüyor musun?
o Buradaki ne böyle? Uçuk mu, sivilce mi?
o Yatarken çoraplarını çıkarmaz mısın sen?
o Tekrar mı tuvalete gitmen gerekiyor?
o Arkadaşlarına hakkımda ne anlatacaksın?
o Beni seviyor musun?
o Ne zaman birlikte yaşamaya başlayacağız?

Yorum (yok) Yorum yaz!

Aman Acele Etmeyin - İlk Gece Aman Acele Etmeyin - İlk Gece

Aman Acele Etmeyin - İlk Gece Aman Acele Etmeyin - İlk Gece

"Aman aceleye getirme!" uyarısı, yüzde doksan dokuz kulak ardı edilecektir. Nice zamandır hayalini kurup dört gözle beklediğiniz bu işi gerçekleştirmek için acele etmenizden doğal bir şey olamaz. Sizi kaygılandıran noktaları bir an önce çözümleyip geride bırakmayı istemek de doğaldır. Kaç zamandır kafanızı kurcalayan "a

caba"lara bir an önce çözüm bulmak için sabırsızlanmaktan daha doğal bir şey de olamaz. Kısacası, ağırdan almak konusundaki tüm uyarı ve kararlara karşın duyduğunuz kaygı, merak ve heyecan büyük bir olasılıkla sizi evliliğin ilk cinsel birleşmesinde aceleci olmaya itecektir.

Sonucun nasıl çıkacağı önceden kestirilemez. Belki hiç pürüz çıkmadan doyuma ulaşacaksınız, belki de çeşitli pürüzlerle karşılaşacaksınız.

Kadının ilk cinsel birleşmeye (koitus) karşı duyduğu tipik, yaygın tepki bir düş kırıklığıdır: "Bunca lafını duyduğum şeyin olup olacağı bu muymuş?" Bu kadın ilk cinsel birleşmesinde büyük bir olasılıkla orgazm olmayacaktır. Erkeğin tipik tepkisi, çok çabuk orgazm olarak erken boşalmaktır (zamansız ejakülasyon).

Gene tipik olarak, hem kadın hem de erkek büyük bir ihtimalle, kendilerinde bir eksiklik olduğuna inanarak suçluluk duygusuna kapılacaklardır ki bu tamamen yersizdir.

Ne var ki burada bir ayrıma parmak basmak gerek: aynı sorunlar evlilik ilerlediği halde düzelmiyor, sürüp gidiyorsa o zaman eşlerin cinsel yaşantısında gerçek bir aksaklık var demektir. Yürümeye yeni başlamış bir çocuğu ele alalım. Adımları sarsaktır, sendeler, düşer, kalkar gene sendeler, üzülür, gene dener. Ve sonunda yürümeyi başarır. Gelgelelim aynı çocuk üç, dört yaşında hâlâ bir yaşındaki gibi "sendeliyorsa", durum değişir.

Yeni evlenen çiftlerin çoğunluğu birbirlerine alışmamışlardır, alışmaları gerekir. Birbirlerinin neyi sevip sevmediklerini, vücutlarının ritmini öğrenmeleri gerekir. Dans etmeye de benzer iki vücudun birbirine uymayı öğrenmesi, ilk birleşmede eşlerin ikisinin de güvensiz olması doğaldır. Bu güvensizliğin doğal olduğunu bilirseniz gerginliğiniz, korkularınız azalabilir ki bu da çok önemlidir. Çünkü bir kez, "Eyvah, bir bozukluk var," diye korkuya kapıldınız mı gerçek bozuklukların baş göstereceğinden emin olabilirsiniz.

Kadın bundan önce hiç cinsel birleşmede bulunmamışsa, onun bakireliğinin sona erecek olması nedeniyle hem kendinin hem de eşinin kaygı duymaları ve gerilim içinde olmaları da olağandır. Kadının gerginliği çoğunlukla vajina girişindeki kasları büsbütün sıkıp büzer. Sinirlerimiz gerilince boyun, boğaz, omuz kaslarımız sıkışmaz mı? Bu da böyle bir sıkışmadır işte. Kimi zaman gerginliğimizi fark edebilirsek kaslarımızı kendi kendimize, bilinçli olarak gevşetebiliriz. Kimi zaman da kaslarımıza söz geçiremeyiz.

"İlk gece"de cinsel birleşme sırasında gelinin geleneksel olarak çektiği can acısının başlıca nedeni vajina girişindeki kasların aşırı sıkışıp gerilmesidir. Vajinaya giriş (penetrasyon) yapmaya çalışan erkek cinsel organı penis bu işi gerçekleştirebilmek için vajina girişini zorladıkça kadın can acısı duyacaktır, işte bu kasları kadın bilinçli olarak, bir dereceye kadar gevşetip gevşek tutabilir. Başarılı bir ilk gece yaşamak isteyen kadınlar, evlenmeden önce bu kasları büzüp gevşeterek alıştırma yapmalıdırlar, ilk birleşmenin heyecanı sırasında bu alıştırmaları hatırlayıp uygulayabilirlerse ilk penetrasyon sırasında daha az can acısı duyacaklardır.

Kadının aşırı gerginliğini önlemek için yapılabilecek olan başka bir şey de kızlık zarı (himen) konusundaki masalları açıklığa kavuşturmaktır.

Gerçekte kızlık zarı vajina girişini ancak kısmen kapayan, oldukça ince bir zardır. Tümden kapalı olması imkânsızdır, hiç değilse âdet kanı oradan akacaktır. Kızlık zarı aralığı kiminde çok küçük, kiminde nispeten geniş olur. Kimi kızlık zarı oldukça kalın, kimisi ipinceciktir. Ne var ki kızlık zarı elastik bir dokuda olduğu için zardaki aralık, kas gevşetmesi ile ya da penisin zorlamasıyla genişleyebilir. Aralık, penisin zorlamasıyla genişlerse, bu durum biraz kanamaya ve geçici bir ağrıya neden olur, ama vajinanın kendisi herhangi bir zarar görmez.

Âdet sırasında tampon kullanan genç kızlarda zar gevşemeye alışmıştır. Buna rağmen genç kız, ilk birleşmede çocukluktan kalan "iyi bir kız" olma isteği nedeniyle kendini bilinçsiz olarak gerebilir.

Biz dönelim ilk geceye. Kaslarını kendi kontrol etmeyen kadının ilk birleşme sırasındaki heyecan arasında iyice gerginleşmesi doğaldır. Üstelik normal olarak cinsel heyecanlanma sırasında vajinanın iç duvarlarının sızdırdığı kayganlaştırıcı, nemlendirici salgılar da bu gerginlik yüzünden iyice kıtlaşacaktır. Bu yüzden kızlık zarı, normalde olduğundan çok daha kalın ve gergin duracaktır.

Bu da erkeğin penetrasyonu gerçekleştirebilmek için aşırı güç ve baskı kullanmasını gerektirecektir. Böyle bir durum eşlerin ikisi için de ürkütücü bir durumdur! Kadın saldırıya uğramış gibi olurken erkek üstüne düşeni başarabilmek uğruna sevdiği kadına ıstırap vermek zorunda kalarak dehşete kapılabilir.

Birleşmeye biraz ara vermek, konuşmak, dinlenmek, birbirinizi yüreklendirmek kimi durumlarda başarıyı kolaylaştırabilir. Biraz krem kullanmak da yarar sağlayabilir. Bu arada erkeğin kaygı ve sinir gerinliği yüzünden tam erekslyon (penisin dikleşip sertleşmesi) olmaması ilk gecelerde sık sık rastlanan bir durumdur. Bu erkeği müthiş sıkar ve üzer, çünkü bu konu güven ve gururunun kökeni olan erkekliğiyle ilgilidir. Erkekliğinin sıfıra indiğini hisseder. Ama paniğe ve iktidarsızlık duygusuna kapılmamak için bilinçli çaba harcaması şarttır. Yoksa duygusal ve cinsel yönden soğuklaşıp uzaklaşabilir.

Eşlerin ilk birleşmeler sırasında düşebilecekleri en ciddi yanılgı herhangi bir nedenle soğukluğa kapılıp duygusal yönden birbirlerinden uzaklaşmaktır. Böyle bir tutum, kişinin kendi kendini ve karşısındakini suçlamasına yol açar. Gerginliği artırır ve yeni başarısızlıklara yol hazırlar. Böyle bir durumda kişinin kendi kabuğuna çekilmesi de yanlıştır. Sevgi, anlayış ve hoşgörüye her zamandan çok ihtiyaç vardır.

Sımsıkı sarılışmak. Öpüşmek. Okşamak. Sevmek. Tatlı, yüreklendirici, umutlandırıcı sözler fısıldamak, yapılması gerekenler bunlardır. Sizin kişisel olarak yapmanız gereken ilk ve başlıca şey de şunu hatırlamaktır: Bu ilk sevişme yalnızca bir başlangıçtır ve önsözdür, asıl öykü daha sonra gelecektir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

İlk Gece - Kadın - İlk Gece İlk Gece - Kadın - İlk Gece

 İlk Gece - Kadın - İlk Gece İlk Gece - Kadın - İlk Gece

Ülkemizde erkeğin kadını, kadının erkeği tanıması genellikle, evliliğin ilk gecesinde olur. Her iki cins de ilk geceye yüklü

bir heyecan potansiyeli ile girerler. Kolay değildir bu. Bir yanda büyük bir aşk ve o günün yorgunluğu, öte yanda, bu konudaki bilgisizlik ve çoğu yörelerde kapıda bekleyenler...

İlk gecenin serüveni ya da birlikteliğin gelecekteki bütünlüğü, ilk gece odaya adımınızı atar atmaz başlar.

Evliliğin ilk gecesi, hangi koşulda olursa olsun iki taraf için de yüklü bir heyecan potansiyeli altında geçer. Kimi yörelerde bu heyecanın azalması için, erkekler içeri yumruklanarak sokulur. Kimi yörelerde ise dualarla, metafizik güçten yardım beklenir. Kimilerinde ise, alkol ya da ilaç devreye girer.

Herhangi bir cinsel ilişkide heyecan, bilgisizlik, güvensizlik ve korku varsa, cinsel performans düşer, yani başarısızlık kapıdadır. Bu da çiftlerde paniğe neden olur.

Hepimiz çocukluğumuzdan başlayarak çıplaklığa karşı büyük bir baskı ile yetiştiriliriz. Her ne kadar eşimiz, sevdiğimiz kişi de olsa, bilinç altımızda varolan bu baskı ve de utanmadan, kızlar ne kadar tedirgin olurlarsa, aynı oranda erkekler de tedirgin olurlar. Bu tür korku ve baskılardan kadınların çoğu, evliliklerinin daha sonraki yıllarında bile, loş ışıkta, dahası karanlıkta birleşmeyi yeğlerler.

İlk gecenin sihirli anahtarı erkeklerin elindedir ve onların sakin olma durumuna bağlıdır. Genç kızımız, romantik benzetme ile, narin bir kuş gibi heyecanlı ve titreyiş içindedir. O gece hakkındaki kuşkuları güvensizliği ve de korkuları vardır. Erkeklere gelince; onların işi de zordur. Çünkü kadınlar yatağa uzandıklarında, cinsel birleşmenin koşulları oluşmuş demektir.

Ama erkeklerde ereksiyon dediğimiz, yani penisin sertleşmesi olayı sorun yaratabilir. Çünkü bu mekanizma, istem dışı çalışır. Beyinden gelen bir uyarı, bu mekanizmayı ateşleyici rol oynar ama, olayın gerçekleşmesi çok daha karmaşık koşullara bağlıdır.

Heyecan, buna bağlı ereksiyon sorunu yanında, erken boşalma, kızlık zarının erkeğe yansıyan korkuları gibi tüm ayrıntılar, erkeği olumsuz etkiler.

Bundan sonraki işinize yarayacak bilgiler ilk gece başarısı için yaklaşımların ruhsal ve teknik yöntemleri, kadının korkusunu yenmek, kanama olup olmaması gibi, aklınıza gelebilecek ya da gelmeyen tüm ayrıntılar için resimlerle birlikte sunacağımız bilgilerden yararlanıp mutluluğunuza merhaba demek için, sorularımızı yanıtlayarak, sormak istediklerinizi de yazarak bize ulaşabilirsiniz

Yorum (yok) Yorum yaz!

İlk Gece - Erkek - İlk Gece İlk Gece - Erkek - İlk Gece

 İlk Gece - Erkek - İlk Gece İlk Gece - Erkek - İlk Gece

Ülkemizde erkeğin kadını, kadının erkeği tanıması genellikle, evliliğin ilk gecesinde olur. Her iki cins de ilk geceye yüklü

bir heyecan potansiyeli ile girerler. Kolay değildir bu. Bir yanda büyük bir aşk ve o günün yorgunluğu, öte yanda, bu konudaki bilgisizlik ve çoğu yörelerde kapıda bekleyenler...

İlk gecenin serüveni ya da birlikteliğin gelecekteki bütünlüğü, ilk gece odaya adımınızı atar atmaz başlar.

Evliliğin ilk gecesi, hangi koşulda olursa olsun iki taraf için de yüklü bir heyecan potansiyeli altında geçer. Kimi yörelerde bu heyecanın azalması için, erkekler içeri yumruklanarak sokulur. Kimi yörelerde ise dualarla, metafizik güçten yardım beklenir. Kimilerinde ise, alkol ya da ilaç devreye girer.

Herhangi bir cinsel ilişkide heyecan, bilgisizlik, güvensizlik ve korku varsa, cinsel performans düşer, yani başarısızlık kapıdadır. Bu da çiftlerde paniğe neden olur.

Hepimiz çocukluğumuzdan başlayarak çıplaklığa karşı büyük bir baskı ile yetiştiriliriz. Her ne kadar eşimiz, sevdiğimiz kişi de olsa, bilinç altımızda varolan bu baskı ve de utanmadan, kızlar ne kadar tedirgin olurlarsa, aynı oranda erkekler de tedirgin olurlar. Bu tür korku ve baskılardan kadınların çoğu, evliliklerinin daha sonraki yıllarında bile, loş ışıkta, dahası karanlıkta birleşmeyi yeğlerler.

İlk gecenin sihirli anahtarı erkeklerin elindedir ve onların sakin olma durumuna bağlıdır. Genç kızımız, romantik benzetme ile, narin bir kuş gibi heyecanlı ve titreyiş içindedir. O gece hakkındaki kuşkuları güvensizliği ve de korkuları vardır. Erkeklere gelince; onların işi de zordur. Çünkü kadınlar yatağa uzandıklarında, cinsel birleşmenin koşulları oluşmuş demektir.

Ama erkeklerde ereksiyon dediğimiz, yani penisin sertleşmesi olayı sorun yaratabilir. Çünkü bu mekanizma, istem dışı çalışır. Beyinden gelen bir uyarı, bu mekanizmayı ateşleyici rol oynar ama, olayın gerçekleşmesi çok daha karmaşık koşullara bağlıdır.

Heyecan, buna bağlı ereksiyon sorunu yanında, erken boşalma, kızlık zarının erkeğe yansıyan korkuları gibi tüm ayrıntılar, erkeği olumsuz etkiler.

Bundan sonraki işinize yarayacak bilgiler ilk gece başarısı için yaklaşımların ruhsal ve teknik yöntemleri, kadının korkusunu yenmek, kanama olup olmaması gibi, aklınıza gelebilecek ya da gelmeyen tüm ayrıntılar için resimlerle birlikte sunacağımız bilgilerden yararlanıp mutluluğunuza merhaba demek için, sorularımızı yanıtlayarak, sormak istediklerinizi de yazarak bize ulaşabilirsiniz

Yorum (yok) Yorum yaz!

İlk Gece Kabusu - İlk Gece İlk Gece Kabusu - İlk Gece

 İlk Gece Kabusu - İlk Gece İlk Gece Kabusu - İlk Gece

Polis memuru Murat Göycıncık''ın evlendiği gece intihar etmesiyle başlayan ilk gece sendromuyla ilgili tartışma, dikkatleri bir kez daha cinsel sağlık sorunlarına çevirdi.

İSTANBUL - Sivas Emniyet Müdürlüğü''nde görevli polis memuru Murat Göycıncık''ın evlendiği gece, aşırı heyecan nedeniyle cinsel ilişkiye giremeyerek intihar ettiği iddiaları, cinsel sorunlarla ilgili tartışmaları beraberinde getirdi. Uzmanlara göre toplumda evliliğin ilk gecesine abartılı anlamlar yüklenmesi ve bazı gelenekler ile cinsel tabular çitfler üzerinde olumsuz etki yapıyor. Ancak

Başarıyla tedavi edilebilen cinsel sorunların trajik sonlara neden olmaması için yapılması gereken; profesyonel yardım almak.

Cinsel sorunlar, toplumda her üç kişiden birini etkiliyor. Acıbadem Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi''nin 2001-2005 rakamlarına göre, ortalama 4 yıllık evli olan 543 çift, evlilikleri süresince cinsel birleşmenin hiç olmaması nedeniyle merkeze başvurdu. Bu rakam, toplumdaki cinsel sorunların boyutunu ortaya koymak açısından önem taşıyor.

Geçtiğimiz günlerde Kilis''te evlenen 32 yaşındaki polis memuru Murat Göycıncık''ın gerdek gecesi aşırı heyecan nedeniyle cinsel ilişkiye giremediği ve bu nedenle eşinin gözü önünde beylik tabancasıyla intihar ettiği iddia edildi. Bu olayla bir kez daha gündeme gelen cinsel sorunları, toplumun cinselliğe bakışını ve ilk gece sendromunu Psikiyatrist Doç. Dr. Cem İncesu ile konuştuk.

*Çok sık görülen bu tür cinsel sorunların en önemli nedenleri nelerdir?
Doç. Dr. CEM İNCESU: Kilis’te yaşanan bu durum, ne yazık ki bizim ülkemizde sık sık gördüğümüz olaylardan sadece biri. Bu olayın özelini tam olarak bilemiyoruz, sizin de dediğiniz gibi böyle bir iddia var. Ancak basında yer aldığı kadarıyla gerçekten ilk geceyle ilgili bir olay gibi duruyor ve biz sık sık böyle olaylarla karşılaşıyoruz.
Toplumda her üç kişiden biri yaşamlarının herhangi bir döneminde herhangi bir cinsel sorun yaşar. İlk gece cinsel birleşmenin olmaması erkekten ya da kadından kaynaklanan nedenlerden olabilir.

Erkekte ereksiyon sağlayamama, kadında vajinusmus denilen sorunlardan kaynaklanabilir. Türkiye’de daha sıklıkla erkeklerden çok kadınlardaki vajinusmus nedeniyle ilk gece cinsel birleşme olmuyor. Vajinusmus, vajinadaki psikolojik kökenli kasılmadır ki bunda ilk gece korkusu çok etkilidir. Bu kadar yaygın olan cinsel sorunların büyük bölümü psikolojik kökenlidir. Ancak organik nedenleri de olabilir. Örneğin, erkeklerde erektil disfonksiyon yani sertleşme sorununda organik nedenlerden söz edebiliriz ki bunlar genellikle penisten kaynaklanan sorunlardır. Bunun dışındaki cinsel sorunlarda psikolojik nedenler ön plandadır.

Kamuoyunda ilk gece sendromu olarak nitelendirilen bu durumu sık sık gördüğünüzü belirtiyorsunuz, bu sorunun görülme oranıyla ilgili bir rakam var mı?

Doç. Dr. CEM İNCESU: Bu konuda tam bildirim olmadığı için istatistiki bir çalışma yok, ancak medyaya yansıyan olaylardan çok daha fazlası olduğunu biliyorum. Çünkü bu tür olaylar bizlere de sık geliyor, medyada daha çok trajik olaylar yer alıyor ancak toplumda görülme oranı çok daha fazladır.

“İLK GECEYE YÜKLENEN ANLAMLAR ÇİFTLERİ OLUMSUZ ETKİLİYOR”

Evliliğin ilk gecesinden, evlenen çiftin dışındaki insanların da bir takım beklentileri oluyor, bu tür sorunların yaşanmasında geleneksel yapının ve özellikle aile bireylerinin beklentilerinin nasıl bir rolü var, cinsel sorunların evliliğin ilk gecesinde daha fazla görülüyor olmasının toplumsal nedenlerinden bahsedebilir misiniz?

Doç. Dr. CEM İNCESU: Bizim toplumumuzda insanların evlendiği ilk geceye hem kadınla hem erkekle ilgili çok fazla anlam yükleniyor ve bunun sonucunda da çok sayıda çift cinsel ilişkiye girememe sorununu yaşıyor. Çünkü Türkiye’de cinsellikle ilgili bu soruna yol açacak bir çok yanlış inanç, değer yargısı ve tabu var. Bunlar toplumda egemen olan yanlışlardır.

Bu bizim toplumumuzda çok yaygın bir sorundur. İlk geceye çok fazla anlam yüklendiği kızlık zarı, bekaret, namus gibi kavramların çok ön planda olduğu, kapıda ailelerin beklediği, hala kanlı çarşaf geleneğinin yaşatıldığı bir toplumdayız. Bütün bunlardan dolayı ilk gece, çiftler için çok fazla bir sıkıntıya ve gerginliğe dönüşüyor ve ilk gece sendromu gelişiyor. Erkek ya da kadının hiçbir sorunu olmasa da o gece bir takım sorunlar çıkabilir ve çıkıyor da.

Organik herhangi bir hastalık yoksa ilk gece yaşanan cinsel sorunlardaki en önemli faktörün psikolojik baskı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Doç. Dr. CEM İNCESU: Kesinlikle en önemli faktör psikolojik baskıdır. Ama burada cinselliğin toplumda algılanış şekli de önemlidir. Evlilik öncesi cinselliğin genel olarak yasaklanması, çiftlerin yeterli cinsel deneyimlerinin hatta bir çok zaman hiçbir cinsel deneyimlerinin olmaması, kadınlarda yasak ve tabular nedeniyle vajinusmus sorunun yer alması gibi etkenler bu ilk gece yaşanan sorunların artmasına neden oluyor.

*İlk gece sorun yaşanabilir ama bunun bir intihar gibi trajediye dönüştürülmesi de ayrı bir konu, bu durumu nasıl yorumlarsınız?

Doç. Dr. CEM İNCESU: İlk gece ya da sonraki dönemlerde cinsellikle ilgili bir çok sorun yaşanabilir ve bunun profesyonel bir destekle çözümü mümkündür, yapılacak tek şey bir uzmana başvurmaktır. Ancak ilk geceye ilişkin böyle bir sorunun intihar gibi hazin bir durumla sonlandırılması toplumdaki cinsel yasakların, tabuların, baskıların, abartılı ve yanlış beklentilerin ne kadar egemen olduğunu gösteriyor. Yani bu yanlış inançlar, insanların bazen hayatlarına son verecek bir utanç yaşamalarına ve kendilerini çaresiz hissetmelerine yol açabiliyor. Bunun örnekleri toplumda çok fazla var.

Acıbadem Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi''nin rakamlarına göre, 2001 ile 2005 yılları arasında evlilikte cinsel birleşmenin hiç olmaması nedeniyle 543 çift merkeze başvurmuş. Kadınlarda cinsel birleşme kuramamanın yüzde 98 nedenini vajinismus oluştururken, erkerklerde ise neden yüzde 60 sertleşme bozukluğu, yüzde 5 ağır erken boşalma ve yüzde 15 cinsel isteksizlik olarak belirlenmiş.

Cinsel fobi ve obsesyonlar ile eşcinsellik ise evlilikte hiç cinsel ilişkiye girememenin diğer nedenleri arasında yer alıyor. Bu vakaların yüzde 83''ü ortalama 3 aylık bir terapi sonrasında tam olarak düzelme göstermiş ve çiftler düzenli bir cinsel yaşama başlamış. Merkeze başvuranların yüzde 17''si ise çeşitli nedenlerle tedaviyi yarıda kesmiş.

*İlk gece sendromu başta olmak üzere toplum sağlığı açısından önem taşıyan cinsel sorunlarda tedavi seçeneklerinden bahseder misiniz, bu tür sorunlar yaşayanlar nerelere başvurmalılar?

Doç. Dr. CEM İNCESU: Tedavi nedene göre değişir, sorun psikolojik kökenliyse çiftler psikoterapiye alınır, uygulanan terapi yöntemleri de kişiye ve soruna bağlı olarak değişir. Eğer sorun organik nedenlerden kaynaklanıyor ise ilaç tedavisi uygulanabilir. Bazen tek bir hapla bu sorunu çözmek mümkün olabiliyor.

Ancak organik nedenlerden kaynaklanan sorunlarda cerrahi tedavi yöntemi de uygulanabiliyor. Böyle sorunları olanlar cinsel işlev bozuklukları ve cinsel işlev alanında özel donanımlı merkezlere ve bu konuyla ilgilenen uzman hekimlere başvurmalılar. Bu konu psikiyatri, jinekoloji ve ürolojiyi ilgilendiren multidisipliner bir çalışmadır.

“CİNSEL SORUNLAR YÜZDE 90 ORANINDA TEDAVİ EDİLİYOR”

Türkiye''de cinsel sorunların tedavisindeki başarı oranının yüz güldürücü nitelikte olduğunu söyleyebilir miyiz?

Doç. Dr. CEM İNCESU:
Cinsel işlev bozuklukları alanında uzmanlaşmış merkezlerde sorun yüzde 90 oranlarında tamamen tedavi edilebilmektedir. Yani bu sorunu yaşayan insanlarımız, bu tür merkezlere başvurduklarında tamamen iyileşip sağlıklı bir cinsel yaşama kavuşacaklarından emin olsunlar. Yani bunun için ölümü düşünmek ve ölüme gitmek, bu sorunu böylesine çaresizlik ve utanç meselesi haline getirmek yerine bir uzmana gitmelerini tavsiye ediyorum.

*Bu merkezler daha çok büyük kentlerde toplanmış durumda. Yani Anadolu''da bu sorunu yaşayan insanların işin uzmanına ulaşması biraz zor olabiliyor, bu da sorunların büyümesine ve olumsuz etkilerinin artmasına neden oluyor diyebilir miyiz ve sizce Türkiye''de bu konudaki tedavi merkezleri ve uzmanlar ihtiyaca cevap verebilecek nitelikte mi?

Doç. Dr. CEM İNCESU: Maalesef en önemli sorunlarımızdan biri bu. Konunun uzmanlarının Türkiye''de yeterli sayıda bulunduğunu söyleyemeyiz. Yani uzman klinik ve uzman hekim sıkıntısı çekiliyor. Bu anlamda büyük kentler daha şanslı, özellikle metropoller ama Anadolu bu açıdan bir hayli sıkıntı yaşanıyor ve oralardan bize hala hastalar geliyor.

*Bu sorunların aşılması için ne gibi çalışmalar yapılıyor?

Doç. Dr. CEM İNCESU: Şu anda mesleki bir dernek olan Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği, ÇETAD, Türkiye''de cinsel tedaviyle ilgili uzmanların yetiştirilmesine katkıda bulunuyor. Alanında uzman psikologlar ve psikiyatristler cinsel tedavilerle ilgili eğitim veriyor, sağlık profesyonellerinin eğitimi ve gelişimi konularına eğiliyor, kongreler ve sempozyumlar düzenleyerek eğitim çalışmalarını sürdürüyor.

*Cinsel sorunların ölüm nedeni olmaması ve sağlıklı bir cinsellik için vermek istediğiniz son bir mesaj var mı?

Doç. Dr. CEM İNCESU: İlk gecenin cinsel yaşamımızda bir önemi yok. Hatta tek bir gecenin, tek bir haftanın, tek bir ayın da çok önemi yok. Önemli olan tüm hayat boyunca sağlıklı, mutlu ve doyumlu bir cinsellik yaşamak. Bunun içinde ilk gece veya sonrasında bir takım sorunlar yaşanırsa artık herkes çok iyi bilmeli ki cinsel sorunlar çok büyük bir oranda tamamen tedavi edilebilmektedir.

Bu tür cinsel ilişki kuramama sorunlarının tedavisi son derece başarılıdır. O yüzden hiç utanmadan, ‘Ne olur'' diye düşünmeden kendilerini çaresiz hissettiklerinde ümitsizliğe kapılmasınlar ve konuyla ilgili uzmana başvursunlar. Yani bunun için ölümü düşünmek ve ölüme gitmek, bu sorunu böylesine çaresizlik ve utanç meselesi haline getirmek yerine bir uzmana gitmelerini tavsiye ediyorum.

Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (ÇETAD)
www.cetad.org.tr
info@cetad.org.tr
TEL: 0212 219 59 54 ve 0212 296 56 82
FAX:0212 296 56 72

Yorum (yok) Yorum yaz!

Bilgi,Tarih,Edebiyat var mısın yok musun Mobile Phone müzik dinle Hair Style Komedi Dükkanı Film Tanıtım,Film Tanıtımı Hollywood Stars photos Yemek Tarifleri Emo Girl Döviz Fiyatları Altın Fiyatları